Akacak kan damarda, gelişecek teknoloji çipte durmaz!
3519 görüntüleme
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya hesapları:

Akacak kan damarda, gelişecek teknoloji çipte durmaz!



Teknolojiye tüm yaşamı boyunca ilgi duyan, çalışma hayatının bir bölümü de bu sektörde geçen Ufuk Tarhan, 1995’te çıktığı bir yurtdışı seyahatinde, hava alanında unutulmuş “The Futurist” dergisini görmüş ve çok heyecanlanmış. O heyecan, bugünkü çalışmalarına da yansıyor. Ünlü fütüristle müthiş bir dönüşümün bizi beklediği geleceği konuştuk...

Gitgide daha sık duyduğumuz bir kavram fütürizm. Kısaca nasıl tanımlarsınız?

Fütürizm; gelecekçilik, İngilizce “future” kelimesinden geliyor. 1900’lerde kullanılmaya başlanmış, o zamanlar bir sanat akımı. İlk manifestosu 1909’da yazılmış. Sonra iki dünya savaşı yapılmış, uzay çalışmaları başlamış 1960’larda. “Dünyayı batırırsak ne olacağız?” gibi düşünceler oluşup teknoloji de gelişince, fütürizm bugünkü hâline yaklaşmış. Nasıl tarih geçmişi bilgi haline dönüştürmeye gayret ediyorsa fütürizm de ileriye bakıyor... Yani biz geçmişte de yaşamadık, fakat yaşanmış olabilecekleri akıl, bilgi ve teknolojiyle bilgiye dönüştürmeye çalışıyoruz. O geçmiş bilgisini kullanmamız lâzım, niye; ders alalım, öğrenelim...

Gelecekte de daha yaşamadık; yaşayacağız. Fütürizm ise öne, ileriye doğru bakıyor; yine akıl, bilgi ve teknoloji kullanarak neler olabileceğini bu sefer senaryolaştırıyor, olasılıkları çoğaltıyor ve bunu yaparken her türlü bilimden faydalanıyor. “Şunlar
olabilir, bunların olması çok kuvvetle muhtemel
” diyor. O da yine gelecek için. Hem tarih hem fütürizm; gelecek için daha sağlıklı kararlar verebilmemiz, önlemler alabilmemiz için. Her ikisi de bizi yakınlaştırıyor ve neler olabileceğini, olması gerektiğini daha çok düşünmemize sebep oluyor. O yüzden ben “Fütürizm tarihin öbür tarafa, ileriye doğru bakışı” diyorum. Bunu yapan insanlara da "fütürist" deniyor. Fütürist olmak için şimdilik bir okul yok, belki de hiç olmayacak. Ama gelecek odaklı düşünebilen, bu konuda kendini eğiten insanlar, fütüristler. Yani gelecek için senaryolar üretip stratejilerinde gelecek bilgilerini kullanan herkes fütürist aslında.


''Fütürizm, tarihin ileriye doğru bakışı. Gelecek için senaryolar üreten, stratejilerinde gelecek bilgisi kullanan herkes fütürist aslında.'' Ufuk Tarhan


Teknoloji hayatımızı baş döndürücü bir hızla değiştiriyor. Siz de Destek Yayınları’ndan çıkan “T-İnsan” kitabınızda “Akacak kan damarda, gelişecek teknoloji çipte durmaz” diyorsunuz... Yakın bir gelecekte nasıl bir dünya bizi bekleyecek?

Soyut-somut her şeyin dijit’lerle ifade edilebildiği, paylaşılabildiği ve üretilebildiği bir dünyaya gidiyoruz. Yani ne demek istiyorum: Holografik olarak insanların, diğer canlıların neredeyse bire bir kopyalarını görebileceğiz, bunu üretebileceğiz ve yayabileceğiz. Meselâ muhtelif siteler var; hiçbir şekilde gerçek insan değiller ama insan görüntüleri üretiyorlar sürekli. Şimdilik bilmece gibi, eğlence gibi ama bunların hepsi bir yere doğru hazırlık...

Sesimiz meselâ röportaj yaparken dijitale dönüyor; düşüncelerimiz de dönmeye başlayacak. Düşünce de bir akım çünkü, elektrik akımı Bu akımları, beynin çalışmasını, her türlü canlının her türlü faaliyetini, soyut dediğimiz kavramları dahi dijit’lere aktarabildiğimiz ve bunları o şekilde algılayıp kullandığımız yıllara geçiyoruz. Şu anda tahayyül etmesi çok zor... Meselâ koku çalışılıyor; koku gönderebileceğiz birbirimize.


Örneğin az evvela bahçenizde duyduğum yeni biçilmiş çim kokusunu birine yollayabilecek miyim?

Koku bir duygu. O duyguları oluşturan data çözüldüğü zaman, o data’yı gönderdiğimizde biz o duyguyu çalıştırmış olacağız... Mesalâ düşünce gücüyle birbirimizle haberleşebileceğiz. O nasıl olacak diyenlere: Hepimizde birer çip, bir alıcı-verici... Şu anda var zaten; “telefon” diyoruz ona. Bu daha ileri seviyelerde olacak yakın bir gelecekte.

Yakın bir gelecekten kastınız ne?

10-15 sene filan. Bu seneler içinde hepimizde birer çip olabilir. Bu sensörlerle donatılmış bir dünyada yaşamamız demek. Gittiğimiz yerlerde bizimle iletişime geçen cihazlar, hizmetler, robotlar, insansılar olacak. Yani insansılarla insanlar bir arada yaşamaya başlayacak. Daha karışık, karma bir toplum olacağız. Hep online, hep bağlı olacağız, inşallah bağımlılık haline dönüşmeden... Şimdi “bağımlılık” diye algılanıyor ama yavaş yavaş daha sağlıklı kullanmayı öğreneceğiz. Filtreler geliştireceğiz, bize erişmesini istemediğimiz bilgileri filtre edebileceğiz. “Chipification” diyoruz buna...

Çiplenme hadisesi esasında şu anda herkesin korktuğu şey; halbuki o bizi koruyacak, yani güvenlik önlemi alabileceğiz. Bırakın bilgisayarınızın hack’lenmesi, düşüncelerinizin hack’lenmesi gibi şeyler çok ileri seviyede yaşanabilir hâle gelecek ve emin olun bu 10-15 sene, bilemediniz 20 sene içinde çok alışılagelmiş bir yere oturacak. Bunu söylüyorum ama şunu çözmüş olmamız lâzım o arada: Herkesin minimumda 5G’ye geçmiş olması, kuantum bilgisayarların yayılabilir olması lâzım, çünkü aşırı datadan konuşuyoruz burada. Onların işlenebilir olması gerekecek, hız gerekecek. O da enerji gerektirecek. Düşünün ki bir gözlük bile çok ciddi data alıp verebilen, saklayan, bulut’a sürekli bir şey yollayan bir cihaz haline geldiğinde her şeyin elektriğe ihtiyacı olacak. Ne bileyim, kurabiyeler 3D printer’dan basılacak filan gibi. Elektrik ve data işlemci, bant genişliği ve saklama kapasitemizin çok artması lâzım. Nanoteknolojik gelişmeler bunu artık izin verir, gördük ama yenilenebilir enerji ve 5G gibi ileri unsurların normalleşmesi gerekiyor söylediklerimin olabilmesi için.


''En önemli değişim blockchain’le olacak.'' Ufuk Tarhan

Fiziksel paranın ortadan kalkacağını da belirtiyorsunuz kitabınızda...

5 sene. Zaten kalktı ortadan. Fiziksel para, rezevrler filan anlamsızlaştı. Dünyada şu anda “Hadi herkes birbirine borcunu parayla ödesin” dense, öyle bir para yok. Kredi kartları da kalkacak. Yakın tanımalı sistemlerle filan zaten dijitalleşti iyice. Bu farklı bir forma geçecek kripto paralarla ve blockchain’le. Dünyanın bundan sonraki en büyük değişimi blockchain’le olacak. Blockchain, web’den filan da önemli sayılabilir artık, elektrik kadar önemli. Hepimiz öğrenmeye çalışıyoruz. Sosyal medya da çıktığında böyleydi, iyi kötü bir şey yapılıyordu ama şu anda bambaşka bir yere gitti. Blockchain bunların da ötesinde olacak.


''İşlerini dönüştürenler işsiz kalmayacak.'' Ufuk Tarhan

Yaşanan değişimin bu defa en çok beyaz yakalıları etkileyeceğini söylüyorsunuz. Bugün iş hayatında olan ve ilerde de olmak isteyenlere önerinizse hibrit yaşama geçmeleri. Nasıl hibrit bir yaşam kurabiliriz?

Gelecek bilgileri neredeyse net olarak karşımızda duruyor, binlerce kaynak var. “Yapay zekâ çıkıyor” diyoruz, “robotlar şu işleri yapacak” diyoruz. Demediğimizi de hayal edebiliriz, “Bunu yaparsa, şunu da yapabilir” diye. Herkes “Yapay zekâ, robotlar, artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik, hologramlar, 3D printer’ler benim işimi yapabilir mi, nasıl yapabilir?”i konuştuğu zaman göreceğiz ki yapamayacakları çok az iş çıkacak. Ben o işleri yapacak “şey”leri üretmek, onları geliştirmek üzere pozisyonlanırsam, o konuda kendimi eğitirsem hibrit yaşam olur... Bugünkü işleri yaparken, bir yandan da otodidakt olarak yani kendi kendine öğrenme sistemiyle; online eğitimlerle “Kendimi bu konuda geliştireyim” dediğimiz zaman... Bu değişim hemen olmayacak ama öyle 100 sene sonra da olmayacak... Ben bu işleri yapmaya başlayalı 10 küsur sene oldu. O zaman diyordum ki “5-10 sene içinde çok ciddi işsizlik dalgası başlayacak. Çünkü teknoloji bir sürü işi gereksiz kılacak ya da teknoloji ilerledikçe, verimlilik arttıkça o verimliliğe uyum sağlayacak insanların yetkinlik seviyesi çok yükselmek durumunda kalacak.

Nitekim görüyorsunuz “soft skills” dediğimiz kişisel gelişim eğitimleri, teknik eğitimler aldı başını gidiyor. Çünkü; insanların teknolojinin verimliliğiyle, akıllılığıyla başa çıkması ya da onlara uyum sağlayarak ileri seviyede iş yapması gerekiyor. O yüzden şu anda kurumsal alanda olan herkesin, eğer kendini hazırlamazsa 5 sene içinde ciddi işsizlik sıkıntısı olabilir. Kendini yeni bir yetkinlik alanına doğru hazırlamalı...

Bir örnek vereyim: Geçen yıl bir üniversitenin sanal gerçeklik game lab’ına gittim. Hep gençler çalışıyor, içlerinde de benim gibi bir hanım, dolanıyor. İş yapıyor gibi ama oradaki çocuklara da uygun değil. Gittim, sordum: “Hanımefendi siz burada çalışıyor musunuz?” “Evet” dedi. “Neyde?” dedim, “Projede çalışıyorum.” “Ne projesi?”, “Sanal gerçeklik.” Biliyorum ama hiç yakıştıramadım, önyargı var ya. Meğer ileri seviyede İngiliz Dili ve Edebiyatı uzmanıymış. Orada sanal gerçeklikle İngilizce eğitimi verilmesi mümkün. Diyelim ki hastane konusu işleniyor. İlaç, hemşire filan bütün kelimeleri öyle öğreniyoruz ya. Onun senaryosunu bu hanım yazıyor, düzeltmelerini yapıyor. O yapmadan gençlerin bunu kodlamasının, tasarlamasının imkânı yok. Yani sanal gerçeklik senaristliği. Meselâ o hanımefendi eğitmenlikten geliyor, zaten editörmüş, sanal gerçeklik algoritmasını ve işleyişini öğrenince uzmanlığını ona göre aktarabiliyor...

Teknolojinin işimizi nasıl yapacağı bilgisini ona öğretmek bizim üstümüze vazife hâlâ. O yüzden teknolojiyi iyi öğrenip neyin ne olduğunu kavrayanlar hiçbir zaman işsiz kalmayacaklar. İşlerini oraya dönüştürebilecekler. İşte o zaman hibrit oluyor. Diyelim ki şu anda yaptığı işi hiç sevmiyor, bambaşka bir şey yapmak istiyor. O zaman da onu öğrenebilecek vakti var.


''Bir konuyu derinlemesine öğrenmek şart...'' Ufuk Tarhan

Peki kitabınıza adını veren “T-İnsan” nasıl biri?

T-İnsan; esasında bayağı T şeklinde duran bir insan. Şu: Bir şeyi derinlemesine öğrenen ve onu kavramaya çalışan... Kafasına taktığı, kendini adadığı konudan bahsediyoruz. Meselâ bu benim için "gelecek". Derinlemesine o konuyu öğrenmeye çalışan. Uzman demiyorum, hep onu öğreneceğim ben, yani ömürboyu oradayım otodidakt bir şekilde... T'nin yatay çizgisinde de ben bu gelecekçiliğe kafayı taktım ama işte medyanın geleceği var, eğitimin geleceği var, tekstilin geleceği var, çocuğun var, büyüğün var, her sektörün, her konunun bir geleceği var. O zaman onları da öğrenmek istiyorum. Yani bir şeyin her şeyini -geleceğin her şeyini-, her şeyin de -gelecekle ilgili- bir şeylerini öğrenebilmek ve onunla ilgili çalışabilmek yeteneği demek. Kendini böyle şekillendirmek. Bunun olabilmesi için de üç T var. Teknoloji ile özdeşleştirmek, tasarımcı düşünmek ve takım oyuncusu olmak... Bundan sonra hiçbirimiz ferdi çalışamayacağız, yani takımların üyesi olmaya hazırlanmamız lâzım. Ben gelecekçiyim, sabit bir yerde çalışmıyorum, maaşım yok, her türlü sektörde ve her yerde her zaman, istediğim saatte, istenilen kadar çalışıyorum. Yani herkes fatura kesebilir hâle gelip takım oyuncusu olacak, proje elemanı olacak. T-İnsan böyle bir şey... 

''İşim aynı zamanda en büyük eğlencem...'' Ufuk Tarhan
 

Kendinize ayırdığınız zamanlarda neler yaparsınız?

Hiç boş durmuyorum bir kere, duramıyorum! Yaptığım şeyden o kadar keyif alıyorum ki... Hakikaten öyle bir avantajım var. Teknoloji okuyorum, videolar izliyorum, onları Türkçe’ye çeviriyorum. Zaten iddialarımdan biri bu: Bizim insanımız da gelecek bilgisini ve teknolojiyi anlasın diye ona çok gözümü akıtıyorum, altyazı koymaya çalışıyorum. Onlar benim eğlencem, yeni bir şeyler yapıp paylaşabilmek. Bu sayede Google’ın indekslediği tek Türküm fütürist olarak.

Eğlence derken hafife almak değil, acayip keyif alıyorum yani. Onun dışında seyahati çok seviyorum. Farklı yerleri görmeyi, farklı insanlarla konuşmayı, İnsanlara yardım etmeyi çok seviyorum. Müzik dinlemeyi seviyorum ama çok çalıştığım için konsantre müzik dinleyebildiğim zaman yok. Bir de son yıllarda online kitap okumayı seviyorum.


Gelecekle mi ilgili okursunuz?

Bilim, teknoloji, gelecekle ilgili konular tabii çok ilgimi çekiyor... Bir de kitap yazıyorum yeniden, “Future Ready Children” gibi bir şey olacak. “Geleceğe hazır çocuklar nasıl yetiştirilir?” bana en çok sorulan şey. Bu sene içinde çıkar...

Sanat nasıl dönüşecek sizce?

Çok keyifli. O keyfi alabilenler için sonsuz olasılıklar sunuyor. Görsel sanatlar ayrı, performans sanatları ayrı. Düşünsenize sizi arttıracak bir sürü şey ekleyebilirsiniz gösterinize, hayallerinize. Hepimizdeki kabiliyetler daha çeşitlenebilir, genişleyebilir. Sporda da aynı şey... Elon Musk uzaya insanlı uçuş planlıyor. 8 tane oturacak yer var, onları bir Japon satın aldı, 8 sanatçı götürecek. “Uzayı görüp gelen sanatçıların anlatımına ihtiyacı var dünyanın” diyor. Ben o yılları görmeyi çok istiyorum... Bir kız meselâ çok meşhur oldu; sadece 3D baskıyla şapkalar yapıyor ama ne şapkalar! Madonna’dan Lady Gaga’ya kadar herkes giyiyor...

İlerideki hayallerimden biri çocuklara hologram hikâyeler yazmak. Zaten yapılıyor; hologram değil de artırılmış gerçeklikle. Kitabı okurken telefonu tuttuğu anda karakterler dolaşıyor sayfalarda.

 

Bu yazı Dünya Gazetesi için yazılmıştır. Orijinal yazıyı okumak için aşağıdaki kupüre tıklayınız.

******************

Ufuk Tarhan'ın T-İnsan kitabı için > http://www.t-insan.com
Bireysel Antrenörlük almak için > https://goo.gl/6RfGXa 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;  lütfen > burayı tıklayınız 
Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)
Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  LinkedInInstagram, FacebookYouTubeTwitter 'dan takip edebilirsiniz.


 

Bu yazı Platin Dergisi için yazılmıştır.  @PLATINDERGI  Orijinal yazıyı okumak için aşağıdaki kupüre tıklayınız;

0 Yorum

Bir Cevap Yazın