Alfa kuşağı... Dijital çağın çocukları... Fütürist Ufuk Tarhan TRT Vizyon için yanıtladı!..
3164 görüntüleme
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya hesapları:

Alfa kuşağı
Dijital çağın çocukları



Alfabede harf bitti diye düşünüyorsanız şöyle söyleyelim; 2010 yılından sonra doğanlar onlar çok ama çok başka çocuklar. Onlar birer Alfa. Teknolojik gelişme kavramı onları tam olarak tanımlayamıyor.  Çünkü Alfaların hepsi, dijital çağın çocukları olarak doğuyorlar. 
 
Hangi yüzyılda yaşarsa yaşasın insan hayatı, teknolojik gelişmelerden etkilenip şekilleniyor. Çok eskilere gitmeye gerek yok, bu satırların okurları arasında, 1965 ile 1980 yılları arasında doğmuş olanlar, X kuşağının çocukları olarak büyüdüler. Çevirmeli telefonları da siyah beyazdan renkli televizyona geçilen dönemi de biliyorlar. Onların ebeveynleri ise, 1946-1964 doğumlu Baby Boomerler.  Diğer bir ifadeyle Sessiz Kuşak’ın çocukları.  Radyo, bu kuşak için bir zamanlar evlerinin son sistem teknolojik cihazıydı. Bugün, akıllı telefonları kullanıyor olmaları belki de üstüne dantellerin serildiği televizyonlar kadar heyecanlandırmadı sessiz kuşağın çocuklarını.

1980-1999 doğumlularsa, Y kuşağındalar. Televizyonun siyah beyaz ekranını pek hatırlamazlar ama kısmen tuşlu cep telefonlarını kullandılar. Teknolojiye meraklı oldukları için de dijital yeniliklere kolay adapte oluyorlar.

Gelelim 1996-2010 doğumlulara. Alfabenin son harfi olan, Z kuşağının çocukları.  Bırakın siyah - beyaz olanını, çoğu kumandasız bir televizyonu hayal edemiyor bile. Telefonun akılsız olmasının bir anlamı yok onlara göre. Teknolojinin kucağına doğmuş bu kuşak için şarjın bitmesi, neredeyse hayatın durması anlamına geliyor. Yani her nesil kendi döneminin teknolojik gelişimiyle hayatını şekillendiriyor.

Gelelim bundan sonraya. Alfabede harf bitti diye düşünüyorsanız şöyle söyleyelim; 2010 yılından sonra doğanlar onlar çok ama çok başka çocuklar. Onlar birer Alfa. Teknolojik gelişme kavramı onları tam olarak tanımlayamıyor.  Çünkü Alfaların hepsi, dijital çağın çocukları olarak doğuyorlar. 

Peki, onları farklı kılan nedir? Neden başkalar?
 
‘Alfalar’ yalnızlıklarını robotlarla giderecekler…

İnsanoğlu yaradılışı gereği sosyal bir varlık. Sessiz kuşağında içinde bulunduğu X,Y ve Z jenerasyonlarının, yaşamlarının etkileşimi ve ortak kültürel değerleri azalsa da, henüz devam ediyor.  Ancak orta vadeli gelecekte dünyayı Alfa kuşak ve sonrası jenerasyonların baskın olduğu bir nüfus yoğunluğu bekliyor.  Uzmanlar, bugün en büyüğü 9 yaşında olan Alfa kuşağına, her hafta yaklaşık 2 buçuk milyon yeni Alfa çocuğun katıldığını söylüyor. Ve bu kuşak, dijital çağda insanlığın yaşam biçimini yeniden tanımlayacak. Kuşkusuz ki insanoğlu milyonlarca yılda sayısız baş döndürücü gelişme yaşadı. Ancak çağ açıp çağ kapatan insanlık belki de dijital çağdan etkilendiği kadar hiç birinden etkilenmemiş olacak.  Uzmanlar dijital çağın, alfa kuşak için getirdikleri kadar götürdükleri ile önemli olduğu görüşünde.

Alfa çocuklarını artısıyla, eksisiyle dünyadaki en etkili 100 kadın fütürist arasında sayılan Ufuk Tarhan ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a sorduk. Alanlarında uzman iki konuğumuzun soyadlarının aynılığı ise tamamen tesadüf; belki de tevafuk…
 
Fütürist, Ekonomist, Yazar, Yazılım-Dijital Hizmetler Ajans Başkanı Ufuk Tarhan 

Nasıl bir nesilden söz ediyoruz?

Multitasking (aynı anda birden fazla işle meşgul), farklı, şu anda hiç bilmediğimiz, hatta aklımıza dahi gelemeyecek kadar bilinmedik, tuhaf ama yararlı (ve tabii ki zararlı) kişisel uzmanlık alanları geliştiren, görselleri, videoları, animasyonları, holografik iletişimi, eğlenceyi yazıya, konuşmaya tercih eden, düzlemsel okuyamayan, tek bir olaya odaklanamayan, hafızaları fazla şeyi tutmayan, az konuşan, gerekmedikçe fiziksel buluşmalardan hoşlanmayan, sanal & robot & hologram arkadaşlarıyla daha iyi anlaşan, yaptıklarını hemen kişiselleştiren ve kolayca yayabilen, taahhüde girmekten kaçınan, Reset, Reload nesli oldukları için hataların bir tuşa basılarak hemen düzelebileceğini, dünyanın değişebileceğini düşünen bir nesil.
 
Her türlü siyasi, ailevi, askeri, mesleki statü ile ilgili otoriteyi reddeden bir nesil…

Dijital nesil oldukları için duyguları çok ve çabuk değişen, anında reaksiyon bekleyen, derhal övgü ve ödül almayı, her şeyi oyunlaştırmayı isteyen, kötü, eksik, yanlış, çirkin hissetmekten hiç hoşlanmayan, şimdide yaşayan ve her şeyin GR8 (great/büyük/müthiş demek) olduğunu düşünen, beyinleri üzerlerine akan binlerce bilgi, uyaran ve mesajla aşırı (hiper) uyarılmış, daha becerikli, daha akıllı ancak çoğunlukla geniş çaplı düşünmeyi ve kültürel derinliği ihmal eden, her türlü siyasi, ailevi, askeri, mesleki, statü vb. ile ilintili otoriteyi reddeden, ciddi anlamda doğa mahrumiyeti çeken, düzensiz beslenen, doğal gıdalardan çok; en kolay, hızlı yiyip, içebileceği pratik şeyleri tercih eden, hatta kendi yiyeceğini basan, yabancı dil işini anında çeviri yapan giyilebilir hatta beyne monte edilebilir tercüme aparatlarıyla çözen, milliyet, din, ulus, etnik köken vb. aidiyet unsurlarını önemsemeyen, bilmeyen, dünya vatandaşı olan, öğrenmesi gerekenleri genetik modifikasyonlarla ya da Matrix filmindeki gibi hazır bilgi, beceri yüklemeleri ile kazanan, buluttaki okula giden, robot/hologram/sanal öğretmeninden, danışmanından destek alan, ölümü hastalık, bir arıza gibi düşünen, ölmeyeceğine inanan, çünkü genetik ve nano teknolojilerle tüm canlıların arızalarının giderilebileceğini, hastalıkların iyileştirebileceğine inanan bir nesil onlar.  
 
Biz böyle bir nesil için hazır mıyız?

Alfalar tamamen tabletlerin, mobil, giyilebilir cihazların ve çeşitli tür ve boyutta ekranların olduğu, işaret parmağını kalem sanan çocukların olduğu çağa doğan ilk nesil. Onların hız, zaman, olasılık, mümkün ya da değil ’den anladıkları bambaşka. Paylaşım, çalışma, eğlenme, haberleşme, sosyalleşme, oyun, öğrenme, eğitim vb. diye anladıkları, algıları, olanakları ve araçları bugüne kadarki nesillerin gördüklerine hiç benzemiyor! Alfa kuşağı yepyeni, eşi-benzeri daha önce görülmemiş bir insanlığın ilk alametleri. Onları bu faktörlere göre değerlendirmeliyiz. Anlamaya çalışmalıyız, asla eleştirmemeli, yargılamamalıyız!

Bunların farkında olarak, tüm bireysel ve toplumsal kaynaklarımızı bilime, teknolojiye, ekolojiye, insanlığa, insanca yaşamaya adamalıyız. Deli gibi öğrenme ve çalışkanlık seferberliği ilan etmeli, kolları sıvamalı, beyinleri açmalıyız! Unutmayalım gelecek güzel gelecek.
 
Üsküdar Üniversitesi Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Alfa kuşağının psikolojisi sizce nasıl olacak?

Bu kuşağın özelliği bireysel olarak daha girişimci daha ben merkezli daha konformist olacak. Daha kolaya ve rahata düşkün olacak. Daha aceleci ve sabırsız olacak. Ve kendine odaklı bir kuşak olacak. Şu andaki kuşak sosyal temas kurarak iletişim gerçekleştiriyordu Alfa kuşağı ise daha çok otonom robotlarla arkadaşlık kuracak. Otonom robotlar o kadar yaygınlaşacak ve ucuzlayacak ki onlarla arkadaşlık kurulacak. 20 sene önce cep telefonlarına bu kadar kolay ulaşılabilmesi ne kadar ütopik idiyse şimdi de otonom robotlarla arkadaşlık kurmak o kadar yaygınlaşacak. Çünkü otonom robotlar öğrenen robotlar. Mekanik arkadaşlıklar gibi. Her sorusuna evet diyen, onunla onun anladığı dili konuşabilen robotlar ortaya çıkacak.

Şu anki Y ve Z kuşağı kendilerine itaat eden hayvanları seviyorlar. Köpek mesela. Çünkü köpek onun her dediğine evet diyor. Onun narsizmini besliyor. Köpek her şeye itiraz etmeyen bir varlık. Kedi itiraz eden bir varlık. Diğer birçok hayvan itiraz ediyor. Her dediğine evet diyen, itaat eden hayvanlar köpeklerdir. Kuşak da bundan hoşlanıyor. Şimdi bunun yerine evde köpek beslemekten daha kolay bir yol geliyor. Evde robot besleyecekler. İstediği zaman robotun fişini çekecek. Robot ona köpeğin yaptığı sevimliliği yapabilecek. Makineler aynı zamanda öğrenen makineler. Bir müddet sonra neye kızdığını neye kızmadığını sesinin tonunun neye yükseldiğini neye yükselmediğini robot o kişiden öğrenecek. Ve o kişinin hoşlandığı tepkileri verecek. Sadece o kişiye özel robotlar ortaya çıkacak. Böyle bir durumda insan evlenmeye de, arkadaşa da ihtiyaç hissetmeyecek.
 
Bu durum gelecek kuşakları yalnızlaştırır mı?

Bugün elindeki bir bilgisayarla o kadar rahat konuşan bir insan, bir müddet sonra başkalarının hayır demesine, ters davranmasına tahammül edemeyecek, ihtiyaç hissetmeyecek. Sosyal iletişimi robotlarla yapacak. Ama iş iletişimi ayrı. İş iletişiminde mecburen insanlarla temas kuruluyor ama özel hayatında robotlarla yalnızlık duygusunu giderecek. Yalnızlık duygusunun yeni ihtiyaç giderme aracının robotlar olma ihtimali yüksek. Aile içinde büyürlerse ailelerine düşkün olurlar. Ama özerklik duyguları yüksek olduğu için rekabetçi oldukları için eleştiriye tahammülsüz kuşaklar olacaklar. Aile içerisindeki sorumluluğa bağlı olarak daha negatif olabilirler. Yalnızlıklarını aileden çok otonom robotlar ile giderecekler. Çocuk odasında robotla iletişim kuruyorsa anneye babaya ihtiyaç duymaz.

Amerika’da televizyon yeni yaygınlaşmaya başladığında bir anket yapılıyor. Çocuklara ‘Evden televizyon mu yoksa babanız mı gitsin’ diye soruluyor. % 60’ı evden babam gitsin cevabını vermiş. Böyle bir çocukta aile bağları zayıf olur. Son dönemde boşanmaların oranı artıyor, okul içi şiddet artıyor, Y ve Z kuşağının meyveleri olacak Alfa kuşağında bu oran düşündürücü olacaktır. Artık bütün dünyada insanlar varlıklı ama mutlu değil. İnsanlar niye mutlu değil diye yapılan araştırmalarda insanların mutluluğunun düzelmesi için pozitif psikoloji mutluluk bilimi tanımlanıyor. 2009 yılında pozitif psikolojinin ilk defa kongresi yapılıyor. Nasıl mutlu olunur diye araştırıyorlar. Hastalık bilimi değil de psikoloji bilimi olarak pozitif psikoloji geliştirildi. Adına da Pozitif Psikoloji denildi. 2015 yılında Harvard Üniversitesi bu dersi seçmeli ders olarak koydu. Ve ders çığır açarak rağbet gördü. 2018 yılında Yale Üniversitesinde 1200 kişi bu seçmeli dersi seçti ve 1200 kişilik amfilerde bu ders işlendi.  Biz bunu 2012’de Üsküdar Üniversitesi olarak zorunlu ders olarak koyduk lisans-ön lisans bütün öğrencilere veriyoruz.  Onun için biz şu anda insanlığın mutluluk arayışında bilimsel seçenek sunduk.
 
“Erken yaşta ölmek isteyen kuşak olmasınlar”

Alfa kuşağında büyük ihtimalle yaygınlaşacak. Yeter ki Alfa kuşağı sorumsuz, erken yaşta ölmek isteyen mutsuz bir kuşak olmasın. Dünyada da antidepresanların yaygın bir şekilde kullanıldığını görüyoruz. Manhattan’da kanalizasyonlarda antidepresanlar ölçülebilir hale geldi. Alfa kuşağı mutluluğa doğru gitmiyor büyük bir ihtimalle mutsuz bir kuşak olacak. Eğer bir önlem alınmazsa. Kapitalizm önce hasta ediyor, sonra tedavi ediyor. Bu tedavi de Pozitif Psikoloji.


Bu yazı TRT Vizyon Dergisi için yazılmıştır. Orijinal yazıyı okumak için aşağıdaki kupürlere tıklayınız;

  

******************

Ufuk Tarhan'ın T-İnsan kitabı için > http://www.t-insan.com
Bireysel Antrenörlük almak için > https://goo.gl/6RfGXa 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;  lütfen > burayı tıklayınız 
Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)
Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  LinkedInInstagram, FacebookYouTubeTwitter 'dan takip edebilirsiniz.


 

1 Yorum

hüseyin korkmaz 02.05.2019
Çok başarılı bir yazı,yeni keşffetim bu sayfayı,başarılarınızın devamını diliyorum saygıdeğer hocam :)

Bir Cevap Yazın