Bizi Geleceğe Taşıyan Araç Birdenbire Turbo Vitese Geçti!..
6452 görüntüleme
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya hesapları:

Bizi Geleceğe Taşıyan Araç Birdenbire Turbo Vitese Geçti!..

Koronavirüs salgını sonrasında hem iş yaşamı hem de sosyal hayatta bireyler ve kurumlar birtakım farkındalıklarla yeni çözüm arayışlarına yöneldi. Genel olarak süreci nasıl değerlendiriyorsunuz, salgın gelecekte hangi alanda daha fazla dönüşüme sebep olacak?

Salgın aslında ve özellikle son beş yıldır kendini iyice belli eden, yaygınlaşması beklenmekte olan teknolojik değişimlerle entegre ilerlemesi gereken bazı dinamikleri hızlandırdı. Bizi geleceğe taşıyan araç birden bire turbo vitese geçti, hepimizi jet hızı ile kapısı hafif aralanmış olan yenidünyanın önüne bırakıverdi.
 
İnsanlık şimdi yeni normalin, geleceğe açılan eşiğin önünde, dijital atak nedenli dönüşüm spazmı geçirir gibi endişeli, meraklı, kaygılı, umutlu, zorunlu, heyecanlı, ne yapacağını bilmeyen salınımlı duygu halleriyle bekliyor…
 
İnsanlığın salgın formunda gelen bu atağı ve değişim sancısını, sıkıntısını atlatarak daha iyi bir gelecek için ilerleyebilmesi; her alan ve katmanda sıkı bir yaşamsal diyete ve versiyon yükseltme aksiyonu içine girmesine, olumlu niyetleri hedeflemesine, çokluğa-aşırılığa değil, gerekli ve yararlıya odaklanmasına ve zihinde-dilde-bedende hijyen sağlamasına bağlı.
 
Salgın insanlığın yozlaşan değer sistemlerini ve yaşam amaçlarını gözden geçirmesine, fabrika ayarlarına dönmesine neden olacak, inşallah…
 

Sosyal izolasyonda dijital uygulamalar iletişimin kurtarıcısı oldu. Gelecekte iletişim trendleri sizce ne gibi değişikliklerle sürdürülecek? Geleceğin teknolojik trendlerinin hangi bağlamda gelişeceğini düşünüyorsunuz? Virüs geleceğin teknolojileri hakkında ne gibi ipuçları verdi?

Virüs aslında bir ipucu falan vermedi. Fütüristler, teknolojistler, flozoflar, bilim insanları zaten çoktandır işaret fişekleri fırlatıyor, doğa sinyal gönderip duruyordu. Özellikle son 5-10 yıldır Gelecek, nasıl gelmekte olduğuna dair fazlası ile ipucu veriyordu da insanlar gözlerini paraya, tüketime, savaşmaya, daha çok daha çok yazan her şeye diktikleri için bu mesajları algılayamıyordu.
 
Virüs adeta sadece bu duyarsızlığa bir set çekerek “Hadi bakiimm evlerinize! Oturun oturduğunuz yerde! Bi durun, bi kendinize gelin, aklınızı başınıza toplayın, bu arsız, şuursuz gidişiniz hayra alamet değil! Akıllı olun, insanlığınıza geri dönün, gelecekle geleceklere, gelmesi gerekenlere odaklanın! “ dedi.
 
Epeydir dünyanın gelecek 100 yılına damgasını vuracağı söylenen, COVID-19’la herkesin olacaklarını kabullendiği teknolojik dönüştürücüler listesi şöyle:
 
%100 dijital dönüşüm, 5G, yenilenebilir enerji, blockchain, kripto paralar, yapay zeka, robotlar, otonom araçlar, drone’lar, 3-Boyutlu tasarım-çizim-üretim, hologramlar, sanal/artırılmış/karma gerçeklik, quantum bilgisayarlar, genetik ve nano teknolojilerde çığır açan gelişmeler, dikey çiftlikler, laboratuvar gıdaları, denizin, toprağın altında yaşam merkezleri, uzay istasyonlarında Mars’ta koloniler kurulması, normal insanlar için de uzay yolculuklarının başlaması, beyine ve vücuda takılan chipler-yapay organlar, teknolojik tekilliğe geçiş, uzayan insan ömrü vb.
 

Türk toplumu olarak iletişime açık ve sosyal bir koda sahip olduğumuz biliniyor. Bir arada yaşama geleneklerimiz, ziyaretlerimiz, buluşmalarımız ve yakın ilişkilerimiz gelecekte nasıl bir boyuta taşınabilir? Sosyal yaşam aktivitelerimizi sınırlandıracağımız bir gelecek söz konusu olabilir mi?

Yanı sıra proaktif, önlem alma, sabırla, disiplinle inovasyon yapma kodlarımızda da ciddi bug’lar olduğu bir gerçek. Ancak Türk toplumu son derece hızlı değişebilme, adapte olabilme, kriz zamanlarında ayakta kalabilme, küllerinden tekrar tekrar doğabilme, zor zamanlarda dayanışma ve dayanıklılık gücü (rezilyansı) yüksek, oldukça değişken, kendine has, hem batılı hem doğulu, renkli etnik karması olan, zaman zaman akıl almaz aptallıklar ve cinlikler yapabilen, ele avuca sığmaz bir toplum. Üstelik çok ayrıcalıklı bir coğrafyada. O yüzden zorlayıcı koşulların gerekliliklerini yerine getirecek ve hem koronavirüs sonrasına hem de bundan sonra olacak sayısız krize uyum sağlayacaktır. Türklerin pratik zekası, tam bunun gibi zamanlara uygun vasıfları “virüs bizi bozamaz!” deyip gözü-kara ilerleyecek, her zaman, her durumda olduğu gibi kurtulmanın, gelişmenin, ayakta kalmanın bir yolunu bulacaktır.
 

İş seyahatleri bir süredir rafa kalktı. Normalleşmenin ardından seyahatlerin eskisi gibi süreceğini düşünüyor musunuz? Home Office uygulamaları, video konferanslar, online toplantılar gibi pek çok yenilik hayatımıza girdi. Bu uygulamalar virüs sonrasında iş yaşamına nasıl bir etki yaratabilir? Sizce gelecekte iş süreçlerini daha ne gibi yenilikler bekliyor? 

Ülkeler-Şehirlerarası ya da şehir için; asla eskisi kadar çok ne iş, ne sosyal, ne eğitim, ne de turizm amaçlı seyahat etmeyeceğiz, istesek de edemeyeceğiz. Ülkelerin milli korumacı önlemleri, güvenlik kaygıları, yeni ve çok zorlayıcı vize koşulları, ekonomik kısıtlar vb. gibi nedenler belirleyici olacak.
 
Yanı sıra gelişen teknolojik olanaklarla uzaklar o kadar canlı, hissedilebilir, paylaşılabilir ve konforlu biçimde yakınlaşacak ki eskisi kadar kısa-uzun mesafe seyahat gereği de kalmayacak.
 
Bugün ayıla bayıla “ne iyi oldu, meğer ne rahatlıkmış” dediğimiz video konferans sistemleri için 5-10 yıl içinde “ne ilkelmiş” diyeceğiz. Her şey sanal gerçeklik ve hologram uygulamalarıyla iyice gerçeğe yakın hale gelecek. Eğitimde, rekabette fırsat eşitsizlikleri büyük ölçüde azalacak.
 
Ofislerde çalışan sayıları çok çok azalacak, sahada, ön saflarda çalışanların sayıları artacak. Hem çalışanlarla hem müşterilerle aracısız, anında iletişim yeni normal olacak.
 
Ofis, okul gibi yerler daha çok sosyal mesafeli ve son derece steril koşullarda, insan insana bir araya gelme ihtiyacını gidermek üzere değişecek. Plazaların bir kısmı dikey çiftliklere, laboratuvarlara, 3-Boyutlu tarama, üretim merkezlerine, bazı katlar çalışanların evlerine, bazıları da kiralanan-paylaşılan ofislere, iş-eğitim yerlerine dönüşecek.


Dergimizin hedef kitlesi tekstil sektörü olduğu için tekstile yönelik bir sorum olacak. Hayatımıza girmeye başlayan robotlar için bir giyim pazarı ve bir moda olacak mı?

Pek sanmıyorum. Belki Ar-Ge, show, gösteri, şaka amaçlı vb. bir şeyler olabilir ancak insanlığın bu tip süs, püs, gösteriş, moda vb. konulara yaklaşımı hızla değişecek, değişmeli.
 

Şuna dikkat çekmek isterim; diğer pek çok sektör gibi tekstil’in de eskisi gibi devam etmesi mümkün ve gerekli değil. Sürdürülebilirlik adına tıkanmak üzere olan iş kollarının çoğunda tekstille direkt alakalı konular var. Tekstil ve moda; kullandığı hammaddeler, kimyasallar ve ürettiği çevreye zararlı atıkların yanı sıra, tüketimi teşvik eden, ekonomiye katkısının yanı sıra zararı da oldukça yüksek görülen sektörler arasında ve mercek altında. Bu yüzden devrimsel hamleler yapmak zorunda.
 
Tekstil ve ilintili sektörlerin de artık insanlığa ve doğaya yararlı, geri dönüşebilen, sıfır atık prensibiyle çalışan, akıllı, çok fonskiyonlu, pratik, dayanıklı, doğa dostu giysiler, malzemeler ve dekorasyon malzemeleri icat etmesi, üretmesi gerekiyor.
 
Yakın gelecekte pek çok tekstil şirketinin başta medikal ve teknoloji olmak üzere tamamen farklı konulara doğru direksiyon kıracağını, ilginç birleşme ve satın almaların yaşanacağını tahmin etmek zor değil. Bunlara odaklanılmalı.

 

Bu yazı İTKİB Hedef Dergisi için yazılmıştır. Dergiye buradan ulaşabilirsiniz.

Orijinal yazıyı okumak için aşağıdaki kupürlere tıklayınız.

******************

Ufuk Tarhan'ın T-İnsan kitabı için > http://www.t-insan.com
Bireysel Antrenörlük almak için > https://goo.gl/6RfGXa 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;  lütfen > burayı tıklayınız 
Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)
Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  LinkedInInstagram, FacebookYouTubeTwitter 'dan takip edebilirsiniz.


 

0 Yorum

Bir Cevap Yazın