Büyükada için üzülüyorum! Şikâyet ve önerilerimi sıralıyorum...
3969 görüntüleme
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya hesapları:

Büyükada için üzülüyorum! Şikâyet ve önerilerimi sıralıyorum:
 
Image result for büyük ada

Dünyada başka Marmara Denizi gibi iç deniz, denizin ortasında böyle güzel, şehre bu kadar yakın takımadaları gibi adaları olan ya başka hiçbir yer yoktur ya da çok azdır...
 
İstanbul adaları; en büyüğü olan Büyükada sonra da Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sedefadası, Sivriada, Yassıada, Kaşık Adası, Tavşan Adası.
 
Yazının tamamını okuduktan sonra katılıyorsanız lütfen siz de kampanyayı imzalayın!.. 
 

Altmış yıldır yazları burada yaşayan eşimin ailesi nedeniyle 16 yıldır Büyükada’lı oldum. Adada evlendik, hatta nikahımızı da arka bahçede begonviller altında, o zamanki Belediye Başkanı kıymıştı. Ne güzel bir geceydi. Ferzan Özpetek sofraları gibi bir sofrada, ailecek mini bir kutlama yapmıştık.
 
İleri yaşlarımda Büyükada’yı ve gezilebilen diğer adaları keşfettim ama hepsini çok sevdim, benimsedim. En çok da Büyükada’yı tabii…
 
Temmuz’da iyice köpük köpük coşan begonvilleri, ortancaları, buram buram yasemin, ıhlamur ağacı/çiçeği kokan, bunlarla insana yaşam coşkusu veren Ada’ya aşık oldum…
 
Yaz başında taşınmak, evi açmak için tarih kararlaştırma müzakerelerini, temizlik telaşını,  vapurda valizlerle adaya giderken adalı komşularla ya da çarşıya iner inmez; siz onları, onlar sizi yeniden gördüğü için mutlu olan esnafla “iyi yazlar efenim” diye selamlaşmaları hemen benimsedim. Komşuluk, aidiyet duygularıma, ruhuma çok iyi geldi.
 
Yaz akşamları bahçede kayınvalidem ve en yakın arkadaşı Gülşen Teyzelerle dedikoduyu,  eski ada anılarını, gençlik haylazlıklarını dinlemeyi dört gözle bekler oldum.  Uzatmayayım, Büyükada’nın da diğerlerinin de ülkemizin saymakla bitmeyecek cennet köşelerinden, bize bahşedilmiş nimetlerinden olduğunu düşünüyorum.   
Daha detaylı bilgi için esiden Prinkipo yani Prens Adası (Princes’ Islands) denen Büyükada’ya. dair tarihçeyi bu linkten (maalesef sitenin İngilizcesi yokL) ya da bu linkten okuyabilirsiniz.


Image result for begonville büyükada
 
Şimdi gelelim bu yazının sebebine...
 
Efendim bu yazıyı duyduğum büyük üzüntü, kızgınlık ve çare arayışı nedeniyle şu andaki belediye başkanı, Erdem Gül Bey’e ulaşması ve harekete geçmesi için kaleme alıyorum, çünkü benim görebildiğim kadarı ile özellikle son 15 yılda Büyükada resmen adım adım berbat edildi. Büyük bir garabetle “Teras” adındaki ucube taş binalar adanın en ön cephesine dikildi! Ve çok acilen sorunlara el atılması gerekiyor, ancak belediyeden tık yok!.. En ufak bir iyiye gidiş emaresi yok!..
 

Ada adeta kendi haline, sahipsiz bırakılmış durumda. Ve şu anda aklı başında kimsenin gitmek istemediği, özellikle hafta sonları hepimizin evlerimize sığındığımız ve kalabalıktan, pislikten korunmak için dışarı çıkamadığımız tuhaf bir yere dönüştü.
 
Amacım eleştirip, aşağı çekmek, salt şikâyet değil. Tespitlerimle birlikte önerilerimi sıralamak.

Yazının tamamını okuduktan sonra katılıyorsanız lütfen siz de kampanyayı imzalayın!.. 
 

Bu konuyu artık faytonlardan ve atlardan ötede bir yerde gündem taşımak ve aksiyona geçilmesi için kamuoyu, bilinç, ortak akıl oluşturmak.
 
Sadece aşağıdaki alanlarda dahi gerekenler yapılsa, adanın nitelikli ve yüksek gelir düzeyinde turist çekebilmesi sağlanır. Turizm gelirleri arttırılarak belediyenin adayı korumak, daha da güzelleştirmek için ihtiyacı olan kaynaklar zaman içinde gelişir ve rahatça sağlanır hale gelir.
 
İtalya’da, İspanya’da, Avrupa’da bizim adaların yanından geçemeyecek ufacık kara parçalarını, ufacık köyleri millet biblo gibi süslüyor, marka yapıyor, biz ise Allah Vergisi olanı harap ediyoruz. Adalılar olarak itirazımız var!..
 
“Çok zor, imkânsız, insanımız eğitimsiz, böyle gelmiş böyle gider!” diyenler, mazeretçiler lütfen sesini kessin. İstenirse, çalışılırsa, yolsuzluk, gevşeklik yapılmazsa her şey mümkün. Yapanlar nasıl yapıyor? Bir de yüksek cezalar bizim gibi zorlu milletlerde en güzel eğiticidir. Çevre ve insan sağlığı için yüksek cezalar, ağır koşullar/kurallar konmasını ve uygulanmasını sağlamamız lazım. Ne demiş atalarımız “zor oyunu bozar!”.
 
Temel sıkıntıları ve önerilerimi sıralıyorum;
 
Kalitesiz, turizm geliri açısından hiçbir katkısı olmayan, aksine adayı anlamsızca kalabalıklaştıran ve kirleten; çoğunluğu çok düşük eğitimli günübirlik ziyaretçilerin istilası ile adada yaşayanlar ve ada esnafı mağdur ediliyor. Gelmek isteyenleri kaçırtıyor.
 
“Ama esnafın yüzü gülüyor” diye savunacak olanlara söyleyeyim, sadece dondurmacılar, sucular, bisikletçiler, faytoncular ve kebapçılar seviniyor herhalde. Onun dışındakiler aksine çok şikâyetçi.
 
Bayram ve tatillerde ise iş tamamen çığırından çıkıyor ve hiçbir kontrol, limit olmaksızın hatta ek seferlerle, üç kuruşluk bilet geliri, teknede satılacak su/meşrubat/çay için vb. olsa gerek akın akın motorlarla ada resmen tıkış tıkış insan dolduruluyor. Nefes alınamayacak hale geliyor.
 
Ve bunca kalabalık, ardında denize, ormana, her yere feci bir pislik bırakarak gidiyor! Getirdiği gelirin çok daha fazlası harcama ile telafi edilebilecek hasar, çirkinlik, atık bırakıyor.

 
 
1- Kalabalık, temizlik ve güvenlik açısından çare, çözüm önerilerim...

Adaya giriş ve çıkışta sayaç konsun ve aynı gün içinde adada daimi oturanlar, otelde kalanlar dışında belli bir sayının üstünde insan adaya alınmasın. Çıkış ve giriş noktaları zaten belli. Yeni teknolojilerle, telefonsuz kimse kalmaması ile bu konu asla sorun olmayacaktır.

Sokaklarda hemen hemen hiç çöp kovası, konteyneri yok. İş yerleri çöplerini torbalarla sokaklara yığıyorlar. Onları da martılar, kedi, köpekler yiyecek aramak için parçalayıp, yayıyorlar.
 
Tüm sokaklara, plajlara, piknik alanlarına çok sıklıkla çöp tenekesi, konteyneri konmalı. Ev ve iş yerlerinin çöp atma kuralları olmalı. Ve bunlar bekçilerle, ceza kesme yetkisi olan temiz pak memurlarla gece-gündüz denetlenmeli.
 
Çöpler plastik, kâğıt, cam, metal ve genel atık çöp olarak ayrı ayrı ve sık sık toplanmalı. Evler, iş yerleri de bu kurala uymalı, uymayana feci ceza kesilmeli. Hatta iş yeri mühürlenmeli. O derece sıkı olmalı.

Tabii ki ayrıştırılmış çöp öğütme sistemi de adaya kurulmalı, müsait yerler var.

Çöplerden, güneşten ve atık sulardan geri dönüşüm, yenilenebilir enerji kullanımı için yararlanacak sistemler kurulmalı.   

Koskoca adada bildiğim kadarı neredeyse hiç denecek kadar az, belki de sadece bir tane iskeleden inişte, halka açık tuvalet var. Oysa özellikle yürüyüş yollarında, sık sık olmalı. 


Özellikle denizi kirletenlere çok büyük ceza uygulanmalı. İş yerleri, tekneler, motorlar vb. çok sıkı denetlenmeli.
 
Deniz, kıyılar deniz çöpü toplayan makinelerden, teknelerden yararlanılmalı ve deniz de sürekli temizlenmeli.
 
Sokaklar düzenli olarak yıkanmalı. Ancak hortumla, deli gibi tazyikli su püskürterek sadece çöp itiştirmeye ve su israfına yarayan saçma bir yöntemle değil. Böyle sokak yıkama mı kaldı artık? 

Plajlara, ormanlık alanlara girmek muhakkak paralı ve sınırlı olmalı. Kuralları, bekçileri olmalı. Sabah erken yürüyüşlerinde ormanda uyuyan insanlar görüyoruz. Bu, ne kadar büyük bir tehlike! Asla izin verilmemeli!
 
2- Faytonlar (atlar),  elektrikli araçlar, normal arabalar/pikaplar/minibüsler ve sahilde feci bir ses terörü yaratan “motorlar”...
 
Image result for ada fayton yasaklandı haberturk
 
Normalde adada zorunlu olanlar dışında hiç araç olmamalı. Hele elektriklilerin dışında benzinli, mazotlu vb. tek araç bulunmamalı. Oysa son yıllarda, özellikle bu yıl, karakolun önünde 10 taneye kadar varan bir sürü benzinli, mazotlu, üzerinde resmi plaka olan farklı araçlar ve vızır vızır insan, eşya taşıdığını görüyoruz. Yollarda sürekli bir araba, kamyon geçişi var, üstelik de son derece gürültülü.
 
Arabalar sınırlanmalı ve kesinlikle hepsi elektrikli olmalı.
 

Elektrikli küçük motorlar ciddi bir trafik yaratmış durumda. Sözde ihtiyacı, izinli olanlar kullanacaktı, çoluk çocuk zevk için, üstelik de çarşı içinde yürüyecek yer bırakmıyor! Herkesin altında bir elektrikli araç!
 
- Elektrikli motor izni mutlaka çok gerekli olanlara verilmeli.
- Onun dışındaki herkes, belediyeden Uber gibi bir sistemle elektrikli motor kiralamalı.
- Deniz ulaşımı işini de belediye yapmalı o da Uber gibi dediğimiz sistemin içinden kullanılmalı.
 
Güzelim nostaljik vapur seferleri ve medeni deniz otobüsü seferleri yeniden, efektif ve şık biçimde canlandırılmalı.
 
Tarihi, şahane Büyükada iskelesi rehabilite / restore edilmeli ve içindeki tüm sakil dükkanlar, çatısındaki feci düğün salonu kapatılmalı ya da ada sahilini, huzuru, sessizliği katleden müziğe, derbeder kutlamalara izin verilmemeli.
 
Yıllardır tartışılan fayton konusu aslında ve belki de çözmesi en kolay ama en çok fayda sağlayacak olanlardan biri.
 
19 Haziran 2018 haberlerine göre Kınalıada’da denemesi yapılacak elektrikli araç kullanımı başlayacakmış. Ne güzel.  Bunun çok acilen yaygınlaştırılması ve gelecek yaz (2020’de) her şeyin hazır olması sağlanmalı.
 
Atlar ve faytonlar onlara ayrılacak özel bir alanda çocuklara at binmeyi öğretmek, Ada nostaljisi yapmak üzere kısa turlara, şık, bakımlı araba ve sağlıklı at çiftliğine dönüştürülmeli.

İşsiz kalacak faytoncular çok iyi eğitimden geçirilerek elektrikli araç şoförü olarak işe alınmalı. Ya da bekçi, kontrol görevlisi vb. olarak değerlendirilmeli.
 
3- Ses, görüntü, ortam kirliliği, kalabalık, aşırılık...
 Image result for büyükada bayram izdihamı

Ada dinlenme, gezinme, temiz hava alma, güzel zaman geçirme yeri. Oysa özellikle çarşı, kıyılar, iskele, çarşı civarı inanılmaz gürültülü ve o sesler taa yukarılara kadar geliyor denizden.

Medeni ülkelerde sokakta korna çalmak yasaklanmışken, Ada'da inanılmaz bir deniz motorlarının korna ve motor sesi gürültüsü var. 

Bangır bangır anonslarla ortalığı kasıp kavuran sesleri kısılmalı. 

Tüm bunlar yasaklanmalı ve yapanlara ağır cezalar kesilmeli. 

Ada'da inşaat, ses Haziran’dan itibaren kesin olarak yasaklanmalı. Cezaları olmalı. Sürekli bir matkap, çakma sesi var tüm Ada'da. Bu sonlanmalı. 

Her yazlık yerin sorunu olan canlı müzik, DJ yayını vb. sahil kesimlerinde canından bezdiriyor. Yasaklanmalı, düzenlenmeli, cezalarla kontrol edilmeli.
 
4- Viraneye dönüşmüş eski tarihi binalar ve özellikle eski “Kaymakamlık Köşkü” mesela...

 

Özetle, tüm çürümeye terk edilmiş binaların sahipleri bulunsun, restorasyon için süreler verilsin, destek olunsun, ama virane hallerde bina/bahçe terk etmeye izin verilmesin,

Devlete ait olanlar ki en başta resmen çürümeye terk edilmiş milyarlarca lira değerinde, şahane bir otel olabilecek Büyükada Kaymakamlık Köşkü, 

Uzun süreli ancak çok net koşullarla ve tamamen asıllarına uygun restorasyon şartları ile kiralansın,

Lüks oteller yapılsın ve tüm dünya zenginleri buralarda ağırlansın. 

Tüm dünya begonvile, ortancaya, ormana, denize doysun. Doğa güzelliği, şahane tatil, eşsiz dinlenme, eğlenme neymiş Büyükada’da öğrensin.

Not: Belediye'nin yetki ve sorumluluklarını aşabileceğini, uluslararası anlaşmalarla ilgili olabileceğini anlamakla beraber dünyanın en büyük ikinci, Avrupa'nın birinci en büyük ve çok katlı, yekpare ahşap binası olduğu iddia edilen Büyükada Rum Yetimhanesi, aslında ilk inşa amacı zaten turistikmiş, 
Prinkipo Palace Otel olarak yapılmış, yine turizme kazandırılmalı. Mutlaka bir yolu vardır. Ondan sonra gelsin dünya sosyetesi ve belediyeye gelirler. Neden bu vizyonları akıl edemiyoruz ki? 

Büyükada Rum Yetimhanesi'nin Etkileyici Hikayesi

5- Göreve çağrı...



Sevgili Belediye Başkanımızı bu konuları cesaretle, çok hızlı ve çalışkan bir tempoyla ele almak üzere sizi göreve çağırıyorum. Ve sanıyorum bu çağrıya ada halkı da katılıyor...
 

Eminim, yukarıda saydıklarımı ve sayamadığım hatta bilemediğim pek çok sıkıntıyı siz zaten biliyorsunuz, farkındasınız.
 
Şikayet, öneri, rica bizden, hizmet sizden...
 
Bunları çözmek, çok daha güzel yaşam alanları yaratmak üzere sizi yetkili, sorumlu kıldık ve görevi verdik. Siz de talip olmuştunuz zaten. Yukarıdaki afişte gördüğümüz teşekkürünüzü bize hizmetlerinizle göstermenizi talep ediyoruz.
 
Adada dolaşmanızı, esnafla kol kola çalıştığınızı, onları, bizleri dinlediğinizi ve fiilen çözüm için harekete geçtiğinizi görmek istiyoruz. Biliyoruz en çok Fıstık Ahmet’te sohbeti seviyorsunuz. Sizi Ada’nın her yerinde görmek istiyoruz.
 
Şu anda hayal kırıklığı yaşatıyorsunuz! Umarız tez zamanda toparlanır kafanızdaki yapılacak işler listesi.
 
Sevgi, saygılarımla
 
Ufuk Tarhan

Yazının tamamını okuduktan sonra katılıyorsanız lütfen siz de kampanyayı imzalayın!.. 
 

******************

Ufuk Tarhan'ın T-İnsan kitabı için > http://www.t-insan.com
Bireysel Antrenörlük almak için > https://goo.gl/6RfGXa 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;  lütfen > burayı tıklayınız 
Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)
Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  LinkedInInstagram, FacebookYouTubeTwitter 'dan takip edebilirsiniz.


 

0 Yorum

Bir Cevap Yazın