Fütürist, Yazar Ufuk Tarhan: “Kadınların müthiş yükselişine şahit olacağız.”
6390 görüntüleme
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya hesapları:

Fütürist, Yazar Ufuk Tarhan: “Kadınların müthiş yükselişine şahit olacağız...”



Gelecekte yaşayan bir kadın, fütürist, yazar Ufuk Tarhan... Çocukluğundan beri hep bulunduğu anda değil yıllar sonrasında yaşamış, hala da bizden çok önde. Tarhan, “Kadın enerjisi inanılmaz... Hiç ummadığımız kadar hızlı ve etkin yükselecek kadınlar. Hareket başladı” diyor. Ve herkese ilk mesajı şu: “Mutlaka T-İnsan’ı okuyun ve T-İnsan olun.

Dünya Fütüristler Birliği’nin aktif üyesi, 2005’te kurulan Türkiye Fütüristler Derneği’nin başkanlarından, Forbes’un “Dünyanın En Etkili 50 Kadın Fütüristi” arasında gösterdiği tutkulu ve meraklı bir kadın. Masterını inovasyon ve girişimcilik üzerine yapıp tez olarak yazdığı T-İnsan’ı kitaplaştıran ve  buz yazı yayınlandığında 36’ıncı baskıya koşan fütiristik yazar Ufuk Tarhan, yakın geleceğe dair öyle şeyler söylüyor ki, insan önce “Yok artık olmaz” diyor. Oysa bugün söyledikleri için de o söylediği dönemde aynı cümleyi kurmuştuk. Tarhan bugün “Ben demiştim, bakın işte gördünüz mü dediklerim, yazdıklarım bir bir oluyor” diye bize gülümsüyor. Hayata bakış açısı, beklentileri aynen devam ediyor. Kısacası o hep gelecekte yaşıyor ve herkesin gelmesini bekliyor.

“Beni fütürist bakış açısına yönlendiren doymak bilmeyen merakım ve çok okumam oldu. Okumayı öğrenirce kitapları, yazıları sevmiştim. Bunda anne ve babamın etkisi büyük.”

HELLO!: 14 yaşında Erich Von Daniken’in ‘Tanrıların Arabaları’nı okuduktan sonra bambaşka bir Ufuk Tarhan yaşama tutunmuş. Sizi fütüristik bakış açısına, yaşam biçimine yönlendiren ne oldu? Fütürizm sizin yaşamınızda nasıl bir yol açtı?

Ufuk Tarhan:
Beni fütürist bakış açısında yönlendiren doymak bilmeyen merakım ve çok okumak… Okumayı öğrenir öğrenmez kitapları, yazıları sevmiştim. Bunda anne ve babamın etkisi büyük. Annem roman, hikaye ve yaşanmışlıkları; mühendis olan babam da ilginç, çizgili, farklı konulardaki kafa çalıştırıcı kitapları okurlar, bize de okuturlardı. Her ikisi de bu konuda bize iyi rol modellik ettiler. Zaten hep sorgulayan bir çocuktum. Kendimi bildim bileli ortada açıkça, tanımlı, net görünenleri değil de asıl arkada olanları, görünmeyenleri düşünür, hayal ederim. Mesela bir restorana gittik, ben sürekli akışı izler ama daima o akışın arka planını, içeride neler olup bittiğini kafamda canlandırmaya çalışırdım. Makinaları, sistemleri anlamaya, bilinmeyenleri kafamda görmeye çabalardım. Net olarak hatırladığım, dünyanın, evrenin keşfine kafamı takmama sebep olan; Erich Von Daniken’in ‘Tanrıların Arabaları’ kitabıdır. Babam “Bak sen bunu seversin” diyerek vermişti. Okuduğumda gerçekten sarsılmıştım. Nasıl yani? “Ee biz daha hiçbir şey bilmiyoruz ki; biz kimiz, uzayda ne var, şu adam uzaylı mı acaba?” Tüm bunlar hala devam eden meraklarım. O yüzden teknolojiye, keşiflere, icatlara tutkunum. Fütürizm yaşamımı, düşüncelerimi tabii ki çok değiştirdi ve devamlı değiştiriyor. Devamlı bir ‘güncelleme, versiyon yükseltme’ modundaymışım gibi hissediyorum.

Gelecekçi bakış açısı ile heyecanlı, keyifli, daima olumlu çözümler aramaya yönelik kendimi ve etrafımı geliştiren alışkanlıklar kazanıyorum. Kendimi aslında tüm insanlığı ve canlı, cansız varlıkları sürekli güncellenmeye, versiyon yükseltmeye adanmış detaylar olarak görüyorum. Kocaman bir SimCity oyununda, donanım ve yazılımdan ibaret varlıklar olduğumuzu düşünüyorum. Gerçeklerle yüzleşiyorum ama onları sorguluyor,aslında daima gerçeküstünü, gerçek dışını arıyorum. Bilinmeyeni bilmeye çalışmak, merak en güçlü duygum.


“Koronavirüsü solda sıfır bırakacak, bugüne göre olağanüstü ama aslında normal pek çok çeşitli sarsıntı, türbülans yaşayacağız. Esas bundan sonrası daha da heyecanlı ve çalkantılı.”

HELLO!: Siz koranavirüs dönemini nasıl geçirdiniz, nasıl önlemler aldınız? Psikolojik olarak kendinizi nasıl yenilediniz? Nelerle ilgilendiniz? Hayata bakış açınız, kendinizden beklentileriniz ve hedefleriniz değişti mi? Evet siz bu süreçlerin bilincindeydiniz ama şimdi karşımızda nasıl bir Ufuk Tarhan var?

Ufuk Tarhan: Karşınızda “Ben demiştim”, “Yaaa bakın işte gördünüz mü, dediklerim, yazdıklarım bir bir oluyor” diye gülümseyen T-İnsan’lığı tescillenmiş bir Ufuk var. Hayata bakış açım, kendimden beklentilerim aynen devam ediyor. Ben zaten epeydir yol almış, gelecekte idim ve herkesin gelmesini bekliyordum. O yüzden koronavirüs dönemini sakin ve eskisinden de çok çalışarak geçirdim. Şok geçirmedim. Gayet rahattım. Daha koronavirüsü solda sıfır bırakacak pek çok, bugüne göre olağanüstü, ama aslında normal çeşitli sarsıntı, türbülans yaşayacağız. O yüzden bugünü ve olan-biteni pek dert etmiyorum. Esas bundan sonrası daha da heyecanlı ve çalkantılı… Onlara hazırlıklı olmak için de hiç durmaksızın çalışıyorum. Tempolu yaşıyorum. Kendimden en büyük beklentim; spor ve hareket konusunda artık aklımı başıma toplamam, o konuyu da bir an önce halletmem.

Ufuk Tarhan, “Her konuda seçen, ayıklayan, sorgulayan yaklaşımı arttıracağız. Daha fazla düşünecek, araştıracak, okuyacak, dinleyecek, izleyecek, öğrenecek, bulacak, anlamlandıracak ve sürekli daha çok kuşku duyacağız” diyor.


HELLO!: Yeni normal, eski anormal ve hızla eskiyen hayaller neler?

Ufuk Tarhan:  Bunlar çok statik tanımlar. Oysa yeni, eski, normal, anormal vb. dinamik, devinim içinde akışkan durumlardır. Normal de anormal de her gün değişir. Hayaller gerçekleştikçe eskir, yenileri kurulur. Mesela ‘uzaktan eğitim’, ‘evden çalışma’, ‘online webinarlar’ vb. hayaldi, anormaldi. Hemen ve çoktan sıradanlaştılar, normalleştiler bile. Artık onlar da eskiyen hayaller kategorisine katıldılar. Yakınlarımıza dahi sarılamamak, seyahat kısıtlaması, sokağa çıkma yasağı, daima maske takmak, tüm işletmelerin kapanması vb. kabus olasılıklardı. Akla getirmesi bile çok kötü ihtimallerdi. Bunların olması için dünyanın sonunun gelmesi lazım denirdi. Şimdi hepsine alıştık. O yüzden statik tanımlama ve belirlemeler hükümsüzdür. Her şey akar…

HELLO!: Öngörülere sahip olmak sizi nasıl etkiliyor?

Ufuk Tarhan: Öngörü değil de ‘uzgörü’ demek daha uygun olur. Henüz hiç birimiz geleceği önden göremiyoruz. Sadece daha uzağı, bilimden yararlanarak ve uyumlanarak anlamaya, tahmin etmeye çalışıyoruz. Uzgörülü olmak beni olumlu, esnek, akışkan, dingin, sakin, çalışkan, neşeli yapıyor. Hep dinç ve aktif kılıyor.

“Blockchain ve 5G; 10 yıl içinde hayatımıza tam anlamı ile girecek ve yaygınlaşacak. Bu ikisinin değiştirmediği, dönüştürmediği, dijitalleştirmediği hiçbir yaşamsal katman, alan kalmayacak. 10 yıl sonra tamamen kripto/ dijital paralara geçilecek.”

HELLO!: 2020, yeni bir 10 yılın başlangıcı. Önemli ve devrimler yaşayacağımız bir 10 yıla adım attık. Yeni yılın ilk mesajı olarak yakın gelecekte ve bu 10 yıl içinde mutlaka değişimini gerçekleşmesini gördüğünüz, hayatımıza girecek ve bizi çok ama çok etkileyecek şey nedir?

Ufuk Tarhan: İlk mesajım: Mutlaka ama mutlaka T-İnsan’ı okuyun. T-İnsan olun. www.t-insan.com’a gidin ve bakın. Her şey T-İnsan’da var. Her şey! 36’ıncı baskıya geldi. Boşuna olamaz değil mi? ‘Blockchain ve 5G’ 10 yıl içinde hayatımıza tam anlamı ile girecek ve yaygınlaşacak. Bu ikisinin değiştirmediği, dönüştürmediği, dijitalleştirmediği hiçbir yaşamsal 
iş, eğitim, sağlık, beslenme, üretim, tüketim, ulaşım, alışveriş, bilim, teknoloji, iletişim, eğlence, seyahat vb.) katman, alan kalmayacak. 10 yıl sonra tamamen kripto/dijital paralara geçilecek. Finansal sistemler, FinTech ile başlayan rüzgarla, baştan aşağı sanala, yapay zeka ve blockchain temelli sistemlere dönüşecek. Bugünün lideri görülen devletler ve sistemler güçlerini yitirecekler. Önde göstermelik devletler, liderler olsa da geri planda aslında tüm sistemi ‘Teknoloji Baronları’, yapa zeka ve robotlarla, algoritmalarla yönetecek. Nasıl şimdiye kadar dünyayı aslında ‘petrolden ve savaştan beslenen’ baronlar yönetiyordu, 10 yıl içinde ve daha sonrasında birkaç merkezden (Çin, Rusya, ABD) teknoloji devleri idareyi ele alacak. Uzay araştırmaları ve ilintili alanlardan oluşan ciddi bir ‘uzay sektörü’ oluşacak. Savaşlar daha çok siber/sanal olacak. Ordular, devlet memuriyeti denen işler azalacak, yetki, faaliyet alanları küçülecek. Yatırımlar konvansiyonel silah, top tüfek vb. den teknoloji, bilim, nano ve genetik alanlarına odaklanacak. 2040’lara doğru ise genetik kodlarla oynamalara geçilecek. DNA haritalarına göre yönetim başlayacak ve belki dünya dışı varlıklarla tanışmış olacağız ya da o sürece çok yaklaşmış olacağız. Suyu arıtıp yeniden kullanmak üzerine çok eğileceğiz. Dijital çiftlik ve laboratuvar etlerine geçiş yapacağız ve bunları başaracağız. Ambalaj dışında kâğıt kullanımı neredeyse kalmayacak. Çevreci ambalaj teknolojileri gelişecek. Yapay organ, yapay gıdalar vb. fikri ve ufak ufak kullanımı normalleşecek. Yaygınlaşması, ucuzlaşıp kolaylaşması biraz zaman alacak ama tüm bunlar olacak. Olmalı… Daha çok şey var anlatılacak, gerisini ufuktarhan.com’dan ve T-İnsan’dan okusun herkes, hayal etsin.

“Her anlamda tüketim ve alışveriş düşecek. ‘Daha, en, çok, sınırsız olmalı’ diyen açgözlülük ve aşırılıklar azalacak. Her konuda seçen, ayıklayan, sorgulayan yaklaşımı arttıracağız.”

HELLO!: Jetpack, uzay istasyonlarında yaşam, insanlı uzay uçuşları vb. teknolojilerin hepsi artık normal, yapılabilir, iyice yaygınlaşmasını beklediğimiz gerçeklerimiz. “Gelecekte çip taktırmak için herkes sıraya girecek” demiştiniz. Bizi uzayda nasıl bir yaşam bekliyor pekiyi?

Ufuk Tarhan: 10 yıl içinde hepimiz birer dijital dataya dönecek; ya çip takacak ya da taşıyacağız. Herkesin evrensel ve dünyanın her yerinden izlenebilecek, pasaport, kimlik yerine de geçecek, sağlık - kriminal vb. geçmişini de içeren çipleri olacak. Ancak çip seyahat edebilecek, dijital puanlarımız sayesinde haklara sahip olacak, cezalandırılacağız. İyi hal kağıdı, GBT sorgulama vs. yapay zekalara devrolacak. Zaten öyle aslında. Kapsamı genişleyecek. Gelecek 10 yıl içinde uzay çalışmaları, uzay istasyonları ve uzaya bilimsel, araştırma amaçlı gidiş gelişler, siviller için uzay seyahatleri müthiş artacak ve hızlanacak. Uzay işi yapan özel şirketler, eğitimler yaygınlaşacak. Astronotluk mesleğine ilgi yükselecek. Gençlerin ilgisi uzayla ilgili, yeni nesil mühendislik, bilim, teknoloji, nano, genetik alanlara dönecek. Tüm bunlara rağmen, ancak 2030 sonrası Mars’ta ilk uzay istasyonu kurulmuş olabilecek diye düşünüyorum.

HELLO!: İnsanlık Covid-19 ile sanki ‘hızlı ileri sarma-fast forward’ moduna geçti. Kendimizi yeni geleceğin giriş kapısında dijital atak geçiren, dönüşüm spazmı çeken şaşkın insanlar olarak buluverdik. Şimdi insanoğlunun psikolojisin ne durumda ve ileride nelerle karşılaşacağız?

Ufuk Tarhan: İnsanlığın psikolojisi genel olarak sanırım Covid-19 öncesinden daha olumsuz, endişeli durumda. Kaygı seviyesi yüksek. Belirsizlik nedeniyle şaşkınlık hakim. Paralı zenginler ya da nispeten yüksek,
orta gelir düzeyindekilerde, beyaz yakalılarda endişe daha fazla çünkü her şeylerini yitirip, konfor alanı dışına büyük bir sıçrama yaşayabilirler, baş aşağı düşmüşe dönebilirler, hatta yere çakılabilirler. Bu krizde sırtı kalın olanlar hem daha büyük risk altında hem de daha çok korkuyor, çünkü kaybedecekleri de büyük olacak. Fakir, dar gelirli, sağlık sorunlarıyla boğuşanlar, işi olmayanlar, yakasızlar, yakası rengarenk olanlar, yalnızlar, kimsesizler zaten daima kaygılı ve endişeliydiler. Hatta onlar aynen bir anlamda debelenmeye devam edecekler ve daha da zorlanacaklar. Ancak zorluklara, yokluğa, günlük yaşamaya aşina oldukları, daha doğrusu kaybedecek pek bir şeyleri olmadığı için esas etkilenecekler üst tabakaya yakın, orta gelirliler, şehirliler olacak. Yaşı ileri olanlar daha hızlı ölmek isteyecekler ya da ölecekler. Maalesef dünyanın sürekli zorlanan halleri onların yaşam dirençlerini, bağlılıklarını azaltacak.


HELLO!: “Dünyalılar olarak, koronavirüs tokadını yedik! Oysa biz, ‘Bunca yol kat ettik, artık her şeyi kontrol edebiliriz. Her şeyi bilimle çözeriz. Dinle yola getirir, petrolle kutsar, parayla da hem döver hem severiz!’ havasındaydık. ‘Parayla, petrolle, silahla, uyuşturucuyla ve en son nokta da siber güçle yani dijitlerle her şey hallolur, rahat ol’ diyorduk. Buna da inanıyorduk!” Şimdi neye inanıyoruz pekiyi?

Ufuk Tarhan: Şimdi adeta boşlukta sallanıp duruyoruz. Tutunacak yeni nesle, yeniçağa uygun değerler arıyoruz. Ancak yeniçağın kurulumu vakit alacak. 10 yıl içinde onları oluşturmak için türbülanslar arasındakoşturup, düşüp - kalkıp debeleneceğiz. Belirsizlik en belirgin halimiz, bir türlü durulmayan karmaşa en stabil duruşumuz olacak. İnsanın teknoloji ile her şeyi şekillendirdiği yepyeni bir döneme, yeniçağa geçiş için hazırlık, toparlanma, boğuşma içinde olacağız.

HELLO!: Bir kere daha görüyoruz ki coğrafya, ülke, milliyet, mülkiyet, cinsiyet, ırk, yaş, para, güç fark etmeksizin hepimiz sadece insanız ve aciziz! Bu aciz durumumuz nasıl geçecek ya da geçecek mi? Siz insanoğlunu nasıl tanımlıyorsunuz ve insanoğlu düzelir mi? Ekonomik, sosyal, psikolojik, teknolojik ve ekolojik olarak bu krizin dokunmadığı, sarsmadığı tek bir alan yok. İnsanoğlu bu güç hırsından vazgeçer mi? Gelecekte nasıl bir dünya bizi bekliyor?

Ufuk Tarhan: İnsanoğlu kendini düzeltme kabiliyeti zayıf bir yaratık olduğunu ispatladı sayılır artık. Ne hırsını ne şuursuzluğunu tam anlamı ile sıfırlayamaz ve bunu yapamıyor bir türlü. Sürekli bir tıkanma noktasına taşıyor kendini. O yüzden önce farkındalık yükselir ki Covid-19’la bir nebze de olsa onu yaşadık, yaşıyoruz. Yakın gelecekte yaşayacağımız bölgesel ve genel daha derin ekolojik, ekonomik, teknolojik, politik, psikolojik, fizyolojik, sosyolojik krizlerle farkındalık tavan yapacak. Ondan sonra da insanlığın ıslah dönemine gireceğiz. O dönemde insanoğlu kendi iradesi ile olmasa bile algoritmalarla ehlileşecektir. Yani inşallah…

HELLO!: Daha az ve çok yapacaklarımız, küçültüp çoğaltacaklarımız, sadeleştirip derinleştireceklerimiz, daraltıp yaygınlaştıracaklarımız neler?

Ufuk Tarhan: Her konuda tüketim, alışveriş düşecek. ‘Daha, en, çok, sınırsız olmalı’ diyen açgözlülük ve aşırılıklar azalacak. Her konuda seçen, ayıklayan, sorgulayan yaklaşımı arttıracağız. Daha fazla düşünecek,araştıracak, okuyacak, dinleyecek, izleyecek, öğrenecek, bulacak, anlamlandıracak ve sürekli daha çok kuşku duyacağız. Hem zihinsel hem bedensel olarak, daha az ve sağlıklı besleneceğiz. Fiziksel, zihinsel, sosyal, dijital obeziteye son vereceğiz. İnsanlar ve eşyalar sadeleşecek. Kullanışlı, çok amaçlı, akıllı materyaller ile giyinecek, örtünecek ve minimumda (neredeyse hiç!) süsleneceğiz. Daha küçük çevrelerde, evlerde yaşayacak, hemen her yerde çalışabilecek, daha az malla - mülkle yetineceğiz. Daha az seyahat edecek, gezeceğiz. Daha kısa, öz eğitim alacağız. Sınıf, okul eğitimleri azalacak, iyice özelleşecek. Hibrid sınıflar, okullar ağırlık kazanacak. Daha az ama daha etkin çalışacağız. Para anlamını yitirecek. Daha az kazanmaya, daha az harcamaya odaklanacağız. Daha akıllı şehirlerde, daha organik - sağlıklı ortamlarda yaşayacağız. Daha az özleyecek, daha az suçluluk, yetersizlik duygusu yaşayacağız. Hiçbir bireysel ilişkide, gurup içinde ya da kitlesel yayın organında; kısacası hiç ama hiç bir ortamda; hiç sövmeyecek, söylenmeyecek, kızmayacak, küfretmeyecek, bağırmayacak, kavga etmeyecek, dalga geçmeyecek, ötelemeyecek, ertelemeyecek ve tembellik etmeyeceğiz.

Sanal - siber teknolojilerin, VR, AR, XR kullanıldığı seyahatler, toplantılar, eğitimler, eğlence - kültür amaçlı faaliyetler, görüşmeler, seanslar ve muayene, ameliyat gibi işlemler çoğalacak. Hem fiziksel hem zihinsel olarak daha çok hareket edeceğiz, çalışacağız. Hem kendimize hem başkalarına, robotlarla beraber daha çok, daha anlamlı ve verimli hizmet edeceğiz. Milyonlarca mikro, yeni ve şu anda bilmediğimiz uzmanlık alanı gelişecek. Reskilling (yeni yetkinlikler kazanmak), Upskilling (yetkinliklerini geliştirmek, beceri versiyonu arttırmak) trendi patlayacak.


“Yepyeni meslekler, uzmanlık alanları oluşacak, çoğalacak. Sistemli eğitim kısalır ve daralırken hibrid, otodidakt, online eğitim almak asıl olacak. Online eğitimlerden Dijital Rozet (Digital Badge - Geçerli link) almak önem ve itibar kazandıracak.”

HELLO!: Kısa dönemde çılgın gibi hızlanacak, yükselecek ihtiyaçlar ve yapılması gerekenler neler?

Ufuk Tarhan: Daha çok saygı duyacak, anlayış - tolerans gösterecek, sevecek, bağışlayacak, tatlı dil kullanacak, sakin duracak, irdeleyecek, onurlandıracak, övecek, motive edecek, olumlu yönde coşturacak, teşekkür edecek, çalışacak, disiplinli olacak, gülecek, gülümsetecek, yardıma koşacağız. Hikâyelerle tatlı tatlı, kısa net anlatma becerilerimizi geliştireceğiz. Birbirimize talimat, emir, tavsiye vermek yerine; model, rehber, örnek olacağız. Bence her şeye rağmen #GelecekGüzelGelecek

“Dünyanın yönetimi ‘Teknoloji Baronlarına’ geçiyor! Hemen hemen tüm iş kollarında 10 - 15 yıl içinde insanların yerini otonom araçlar/cihazlar, robotlar, yapay zeka, sanal gerçeklik ve hologramlar alacak. Firmalar 5G, blockchain, Endüstri 5.0 ve yenilenebilir enerjiye geçecek.”

HELLO!: “Pek çok sorunun cevabını bilmiyoruz: Doğum nedir? Neden dünyaya geliyoruz? Neden ölüyoruz? Ve ölünce nereye gidiyoruz? Biz insanlar kimiz, neyiz? Görevimiz, var oluş sebebimiz nedir?” vurgusu yapıyorsunuz. Bu soruların cevaplarını insanoğlu çözebilir mi?

Ufuk Tarhan: Umarım çözebiliriz. Ne olduğumuzu bilmeden, neye benzemeye ihtiyacımız olduğunu da belirleyemeyiz. Henüz bunlar büyük belirsizlik noktaları aslında. Gerçekten var mıyız? Var olmak ne demek? Hiç kesin olmayan, boşluğa düştüğümüz alanlar. Buralarda hepimiz yeşil ekrana dönüyoruz. Bu soruyu geçelim.

HELLO!: Bu bir III. Dünya Savaşı mı? Bu bir proje mi? Ya da ‘gelecek tatbikatı’ mı? Dünya, ‘SimCity’ gibi bir oyun mu?


Ufuk Tarhan: III. Dünya savaşı değil henüz. Olsa olsa daha büyük bir şeylerin tatbikatı, provası ama o büyük şey nedir, onu da kestirmek henüz mümkün değil. Yukarıda bir tahmin yapmıştım. Dünyayı teknoloji baronları, devleri çok geçmeden ele geçirmek istiyorlar ya onun için ufak bir test yapmış olabilirler.

HELLO!: Hangi komplo teorileri sizin dikkatinizi çekiyor?

Ufuk Tarhan: Komplo teorisi değil de olasılıklardan bana en anlamlı geleni ‘Teknoloji devlerinin, yeni nesil bilim - teknoloji odaklı insanların geleneksel liderleri, sömürgenleri devirmek için harekete geçmiş olduğu’. Artık dijital ok yaydan çıktı, eskilerin orasına burasına saplanmaya başladı! Teknoloji dünyası koronavirüs markalı çivilerle miyadı dolmuş liderlerin tabutlarını çakıyor.

HELLO!: Bütünsellik, holistik bakış yükselecek mi?

Ufuk Tarhan: Evet yükselecek. Her şeyin, hepimizin birbirimize bağlı olduğumuzu iyice anlayacağız. Bireyselleşme bilinci, bir bütünün parçası olma farkındalığına ve kabulüne evrilecek.

HELLO!: Hangi iş alanları yükselecek?


Ufuk Tarhan: Yakın gelecekte, 3 - 5 - 10 yıllık dilimlerde bilim - teknolojinin, yazılımın, bulut - platform servislerin sektörler üstü önemleri ve kullanımı müthiş yükselecek. Sağlık sektörünün her alan ve kademesi, e-ticaret, lojistik, eğitim, tarım - hayvanclılık, eğlence (oyunlar, e-spor, AR/VR/XR geçecek) sektörleri ile alt sektörleri; buralarda oluşacak yeni beceriler, meslekler, buluş ve icatlar yanardağ patlamasından fışkıran lavlar gibi yükselecek ve yayılacak. Uzayla ilgili her şey parlayan yıldız olacak. Pilotluğa özenmenin yerini astronot olmaya özenmek alacak. Kadınların müthiş yükselişine şahit olacağız. Kadın enerjisi inanılmaz, hiç ummadığımız kadar hızlı ve etkin yükselecek! Bilim ve teknolojide kadının adı var olacak artık! O döneme geçmek üzereyiz. Hareket başladı! Kısacası yaşadıklarımız, koronavirüs sonrası 10 yılda yaşayacaklarımızın yanında sinek vızıltısı gücünde ve etkisinde. Herkes hazırlık yapmalı ve bu sürekli dönüşüm için çalışmalı. T-İnsan okumalı, olmalı. Dünyaya fütürist akılla bakmalı.

Bu yazı Hello Dergisi için yazılmıştır. 

Orijinal yazıyı okumak için aşağıdaki kupürlere tıklayınız.

    
  

******************

Ufuk Tarhan'ın T-İnsan kitabı için > http://www.t-insan.com
Bireysel Antrenörlük almak için > https://goo.gl/6RfGXa 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;  lütfen > burayı tıklayınız 
Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)
Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  LinkedInInstagram, FacebookYouTubeTwitter 'dan takip edebilirsiniz.


 

0 Yorum

Bir Cevap Yazın