Futurly - 50, bilim teknoloji, dijitalleşme ve fütürizmle ilgili her hafta 5 haber
6751 görüntüleme
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya hesapları:

Ayda bir kullanılan doğum kontrol hapı geliyor!..



Massachusetts Institute of Technology (MIT) hap almayı unutan kullanıcılara büyük faydası olacak ve istenmeyen gebelikleri önleyecek, ayda bir kez alınması gereken bir doğum kontrol hapı geliştirdiğini duyurdu. Jelatinle kaplı yıldız şeklindeki kapsül, yutulduktan sonra haftalarca midede kalarak hamileliği önlemek için yavaş yavaş hormon salgılıyor. Domuzlarla yapılan testlerde kapsülün günlük doz alma ile aynı etkiyi sağlayabildiği gözlemlendi. Uzmanlar bu çalışmanın kadın sağlığı açısından başka yeniliklere de yol açacağını umuyor.
 
MIT profesörü ve araştırmanın ortak yazarı Robert Langer, araştırmanın istenmeyen hamilelik riskini azaltmak için kullanımı daha pratik ve kolay ilaçlar için çağrı yapan Bill & Melinda Gates Vakfı tarafından finanse edildiğini belirtti.  
 
Bilim insanları yüksek asitli bir sıvıya dayanabilecek malzeme arayışları sırasında iki tip poliüretanın, yıldız şeklindeki kapsülün kollardan ve merkezi çekirdekten oluşan yapısında çalışabildiğini keşfettiler. Mideye ulaştığında genişleyip yerinde kalan kapsülün içine yüklenen kontraseptif ilaç (gebelik oluşmasını engellemeye yönelik hormon içeren ilaçlar) zaman kontrollü bir düzende salınıyor. Üç veya dört hafta sonra da vücuttan sindirim sistemi yoluyla atılıyor. Langer, üç ila beş yıl içinde piyasaya sunmak istedikleri ilacın insan testleri için halen araştırmalarının sürdüğünü belirtiyor.
 
Kaynak ve daha detaylı okuma için tıklayın.


Uykuyu kafanıza takmayı bırakın- beyniniz size teşekkür edecek!..
 

Orthosomnia

2013 ve 2019 yıllarında uyku ile ilgili sayısız araştırma yapıldı ve uyku sırasında, beyinlerimizi bazı yararlı vücut sıvılarının nasıl yıkadığı, nörodejeneratif hastalıklarla (Alzheimer, Parkinson vb.) bağlantılı olan toksinleri nasıl temizlediği belgeleriyle açıklandı. Bu araştırmalar ve yayınlar nedeniyle tüm dünyada uyku adeta, Alzheimer hastalığına karşı ücretsiz kullanılabilecek, beynimizi temizleyen mucizevi bir tonik, bir ilaç olarak algılanmaya başladı. Her gece ne kadar ve nasıl uyuduğunu saptamak için sayılar ve grafiklerle dolu raporlar veren uygulamalar, salgın gibi yayıldı. İnsanlar “beyin sağlığım için sağlıklı uyumalıyım” takıntısına kapıldı. Bu eğilim Fitbit, 2009'da "uyku etkinliği" puanı veren, uyku süresini ve kalitesini ölçen bir uyku tracker’ını piyasaya sürünce iyice yayıldı. Küresel uyku izleme pazarı deyim yerinde ise özellikle Fitbit’den sonra patladı ve uyku optimizasyonu ile ilgili saplantı tüm dünyada tavan yaptı. Her yerimizi Fitbit’ler, Apple Watch'lar, dijital-akıllı bileklikler, çarşafların ve yastıkların altına saklanan kalp atışlarını, REM ve REM uyku döngülerini izleyen Beddit and Emfit gibi cihazlarla kaplandı.
 
Bilim insanları “uyku tartışılmaz bir biyolojik zorunluluktur”, demekle beraber,  tüm bu uyku ölçme, derecelendirme, izleme ve karşılaştırma alışkanlıklarının daha doğrusu takıntısının ekstra kaygı yarattığını ve “orthosomnia” yeni bir uyku bozukluğuna neden olduğunu açıklamaya başladılar.  Hastanelerde uyku testleri normal çıksa dahi insanların “O zaman neden izleme cihazım kötü uyuduğumu söylüyor?” diye sormaya devam etmeleri, sürekli az ve sağlıksız uyuyorum diye suçluluk hissetmeleri; yeni tip bir stres ve uyku bozukluğu yarattı… Aranızda “orthosomnia” dan muzdarip kimse var mı?
 
Kaynak ve daha detaylı okuma için tıklayın.

 
Alphabet sıkıcı, gündelik görevleri devralacak bir robot geliştiriyor!..



Robotlar, kontrollü ortamlarda ve uzmanlık gerektiren net, hedefli görevlerde olağanüstü başarılılar. Sürekli de gelişiyorlar. Ancak sıradan, çok basit, fakat sıkıcı, günlük ofis işlerinde hala çok kabiliyetsizler. İşte bu sebeple, Alphabet uzmanları sıradan işlerde de bizlere yardım etmeyi öğrenebilecek “Günlük Robot” olarak adlandırılan insansıları geliştirmek üzere harıl harıl çalışıyorlar.
 
Aslında yaklaşık on yıl önce başlayan “deep learning - derin öğrenme” devriminden bu yana, epey gelişme kat edildi.  Rubik küpünü çözebilecek kadar çevik robot eller ve bir odanın içine eşyaları doğru koyabilecek robotik kollar gibi bazı etkileyici sonuçlar elde edilse de daha yapılacak çok iş var.
 
Şu sıralarda geri dönüşüm için çöp ayrıştırmayı öğrenen robotlar farklı türdeki çöpleri tanımlamak, kavramak ve doğru kutuya taşımak için eğitiliyorlar. Alphabet uzmanları, insan personelin bile zaman zaman çöplerin %20'sini yanlış anladığını, birkaç aylık eğitimden sonra robotlarda bu oranın %3,5'a kadar düşürülebildiğini belirtiyorlar.  Her gün, 30 robot, çöp sınıflandırmak için çalışıp çabalıyor ve ardından her gece binlerce sanal robot bir simülasyonda pratik yapmaya, öğrenmeye devam ediyor.
 
Bu deneyimlerle robotların kontrol algoritmaları sürekli güncelleniyor. Tüm robotlar, işbirliği içinde öğrenme denilen bir süreçle deneyimlerini diğerleriyle de paylaşıyorlar. İlerleyen aşmalarda ise robotların belirli öğelerin alınmasını kolaylaştırmak için çöp yığınlarını karıştırmak gibi bazı sıra dışı akıllı davranışları da öğrenmesi isteniyor. Durmaksızın süren çalışmalarda amaç, robotlara insanlara yardımcı olmak için çeşitli ve faydalı beceriler kazandırabilmek.
 
Kaynak ve daha detaylı okuma için tıklayın

Yapay zekâlı dünyada moda ve alışveriş asla aynı olmayacak!



Yapay zekâ, sanal &  artırılmış gerçeklik ve 3D teknolojileri, alışverişi, perakendeyi özellikle de moda sektörünü kafadaki hayalden, tasarıma; üretimden, satın alıp, giymeye, hatta giydikten sonra başka amaçlarla değerlendirmeye kadar her aşamada dönüştürmek için dronlar ve 5G ile uçuşa geçiyor. Alışveriş, tüketim diye bildiğimiz olay, tepeden tırnağa başka bir hale bürünmeye hazırlanıyor.
 
Hadi bir hayal kuralım ve 2029’a gidelim…
 
İstanbul’da güneşli bir gün. Tarih 21 Nisan 2029, yetmiş yaşımın ilk günündeyim. Kendime yeni yaş hediyesi güzel bir giysi hediye almak istiyorum, ancak alışveriş merkezine gitmeye hiç niyetim yok. Tam bunu düşünürken, daha bir hafta önce vücut ve yüz resmi için tarama yaptırdığım aklıma geliyor. VR kulaklığımdan cin gibi beni dinleyen yapay zekâma bunu hatırlatıyorum. O da beni birkaç saniyede sanal bir butiğe ışınlıyor. 
 
Bir anda, üstelik içinde dünyanın her yerinden tasarımcıların ürünleri bulunan ve hepsi de tam benim vücut ölçülerime göre kıyafetlerle dolu “kendi kişisel giyim mağazama” giriveriyorum. Bana özel mağazam, gezegendeki hemen hemen her tasarımcı ve stile erişebiliyor. Yapay zekâmdan Şangay’da şu anda neyin moda olduğunu bana bir defile ile göstermesini istiyorum. Ve hop! İşte defile tam önümde. Üstelik podyumdaki manken de benden başkası değilJ Üzerimde Şangay’ın ünlü modacılarının son moda, en trendy giysileriyle kendime doğru yürüyorum, dönüyorum, gülümsüyorum. Mankenlik yapan sanal kopyam “hangisi daha çok yakıştı” diye puan veriyor, “bu kıyafeti geçenlerde şu ünlü de giymişti” diye kopya fısıldıyor… Seçmekte zorlanıyorum, yapay zekâma bir iş toplantısında giyeceğimi söylüyorum. Kıyafetler birden bire buna uygun kombinasyonlarda ve yine sanal mankenimin üzerinde gelmeye başlıyor. En sonunda karar veriyorum, yapay zekâma tamam, şunu satın alıyorum diyorum. Sağ olsun tüm işlemleri birkaç saniyede tamamlıyor. Ödemeyi yapıp, 3D üretim atölyesine yeni kıyafetlerimin baskı talimatını verirken, drone ile en kısa zamanda teslimatını da organize ediyor ve alışverişimin kayıtlarını gelecekteki sanal etkinliklerimde kullanmak üzere kişisel bilgi depoma kaydedip, “Başka isteğiniz var mı? Mesela aksesuar da bakalım mı?” vb. diye sorarak sohbete devam ediyor… Tüm bu işlemler arasında “kiralama, eskiyen giysileri değiştirme, bağışlama vb.” opsiyonlarının da olduğunu söylememe dahi gerek yok sanırım…
 
Peki, tüm bu hizmetin ücreti, maliyeti ne olacak? Bugünle karşılaştırıldığında neredeyse “hiç” denecek kadar düşük olacak. Çünkü aracısız, blockchain’li ve kripto paralı, yenilenebilir enerjiye sıçramış ekolojik dünyada, bu hizmetleri sunan platformlara abone olduğumuzda üç para beş kuruşa her yerden benzer servisleri alabileceğiz. Üstelik trafikte zaman kaybı, mağazalar arasında dolanma stresi vb. olmaması da yanımıza kar kalacak. Peki, yaygınlaşması ne zaman derseniz… En geç 30 yıl içinde her yerde kullanılabilir hale gelir desek, pek de desteksiz atmış olmayız…
 
Kaynak ve daha detaylı okuma için tıklayın.


Neden kışın daha çok uyumalı, daha az çalışmalıyız?..
 


Avustralya’nın Swinburne Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Greg Murray, Kronobiyoloji alanında araştırmalar yapıyor. Vücudumuzun uyku ve uyanıklığı nasıl düzenlediğini inceliyor. Bulguları kışın, uyku ihtiyaç ve tercihlerimizin değiştiğini, modern yaşamın “Vücut saatimiz 09: 00'da kalkmamızı isterken, karanlık, soğuk bir kış gününde kendimizi 07: 00'de uyandırmamızın uyku evremizi bozduğunu destekliyor. “Sirkadiyen Saat”, bilim adamlarının iç zaman ritmimizi ölçmek için kullandıkları bir kavram. Günün çeşitli olaylarını ne zaman yaşadığımızı belirleyen 24 saatlik bir zamanlayıcı. Gün içindeki en önemli dilimler de “ne zaman kalkmak, ne zaman uyumak” istediğimizle ilgili olanlar. Murray, vücudumuzun uyku, uyanıklık hallerini güneşle ve doğa saati ile uyumlamaktan hoşlandığını belirtiyor. Vücut saatlerimizi düzenlemede rol oynayan çok sayıda hormon ve diğer kimyasallar ile birlikte birçok dış faktör var. En önemli olanı da güneş ve gökyüzü hareketleri.  PRGC olarak bilinen gözlerimizin arkasındaki fotoreseptörler, özellikle mavi ışığa karşı hassas olduğu için sirkadiyen saati kalibre etmek için çalışırlar. Bu biyolojik mekanizmanın evrimsel değeri, günün farklı zamanlarına göre fizyolojimizdeki, biyokimyamızdaki ve davranışımızdaki değişiklikleri düzenler. “Sirkadiyen Saat” yıl boyunca canlıları gün ışığına göre üreme veya kış uykusu gibi davranışlarla mevsimsel değişimlere hazırlar. Murray, kışın sabahları doğal ışığın azalması nedeniyle, ortamın uykuya dalma saatimizi, geceyi çağrıştırdığını ve insanların kış aylarında daha fazla uykuya ihtiyaç duyduklarını (veya en azından arzu ettiklerini) belirtiyor. Kronobiyoloji alanındaki araştırmalar ve bulgular geliştikçe daha iyi hissedeceğimiz saatlerde çalışmak, uyumak vb. gibi yaşamsal faaliyet düzenlemelerinin yapılabileceğini umuyoruz…
 
Daha fazlası ve detaylı okuma için tıklayın.

******************

Ufuk Tarhan'ın T-İnsan kitabı için > http://www.t-insan.com
Bireysel Antrenörlük almak için > https://goo.gl/6RfGXa 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;  lütfen > burayı tıklayınız 
Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)
Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  LinkedInInstagram, FacebookYouTubeTwitter 'dan takip edebilirsiniz.


 

0 Yorum

Bir Cevap Yazın