Hayatları karartmadan yaşayabilir miyiz?
5343 görüntüleme
Bu içeriği paylaşabilirsiniz >
Facebook
Twitter
Linkedin
Google+
Pinterest
Bu içeriği dinleyebilirsiniz.

Obama ABD Başkanı olunca zenci, siyah olmak da kıymetli, değerli kabul edilir oldu! Artık ten
renginin siyahî olması tüh-kaka değil! Hatta Larry King’in oğlu bu renkteki insanlar daha popüler
diye zenci olmak istiyormuş…

Şu halimize bakın. İnsanın bazen… Yok, bazen değil aslında çoğu zaman insanlığından utanası
geliyor.


Nasıl bu kadar kafasız, nasıl bu kadar boş ve anlamsız şeylerle hem kendi hayatlarımızı hem bir sürü
insanın yaşamını karartmışız, karartıyoruz diye.

Aşağıdaki hikâyeyi ibret için, gelecekte daha akıllıca şeyler yapmayı becerebilmemiz için lütfen
okuyun, paylaşın…

Geleceği şekillendirirken insanlık albümlerimize daha iyi fotoğraflar koyalım ne olur!

İşte bir onur ve eylem kardeşliği hikâyesi;

1968 olimpiyatlarında 200 metrede altın ve bronz madalya kazanan Amerikalı iki siyah atlet,
Tommie Smith ve John Carlos
´un siyah deri eldivenli yumrukları havada, başları önde posterleri
yıllarca barış, sevgi, eşitlik, özgürlük taraftarı insanın, gencin hayal dünyasını, oda duvarlarında
asılı kalmıştı. Herkes eylemi yapan o iki siyah atlete odaklanmıştı. Oysa fotoğrafta bir de önde
duran, gümüş madalyalı Avustralyalı beyaz atlet Peter Norman vardı. Aynur Çağlı´nın haberiyle
herkesin dikkatini çeken bu beyaz atlet, Kasım 2006 da öldü.


Mexico City´de 200 metre finali koşulmuş. Amerikalı (siyah) atletler Tommie Smith ile John Carlos
birinci ve üçüncü gelirken, ikinciliği Avustralyalı (beyaz) Peter Norman kazanmış.

Madalya töreni için bekledikleri sırada, Carlos, Peter Norman´ın yanına gelerek sormuş:

- İnsan haklarına inanıyor musun?
- Evet, inanıyorum.
- Peki ya Tanrı´ya?
- Bütün kalbimle...

Bunun üzerine, iki siyah atlet kafalarındaki eylem planını açıklamışlar, Norman tereddütsüz katılmış:

- Eyleminizi destekleyeceğim, bana ne yapmam gerektiğini söyleyin!

İlk defa, o günler için müthiş bir provokasyon hatta devrim sayılacak bir eylem planlıyor iki genç
adam: Amerika´daki ırk ayrımcılığını ve siyahlara reva görülen fakirliği ve ikinci sınıf vatandaşlığı
protesto edecekler... Ama nasıl?

Fikir Norman´dan geliyor: Bir çift siyah deri eldiven buluyorlar, sağ tekini Tommie, sol tekini John
eline geçiriyor; fakirliği sembolize etmek için çıplak ayakla kürsüye çıkıyorlar, başları kederle öne
eğik, sıkılı yumruklarını havaya kaldırıyorlar. Önlerinde duran beyaz atlet Peter Norman da,
dayanışmasını göstermek için kalbinin üstüne ´İnsan Hakları İçin Olimpiyat Projesi Hareketi´nin
kokartını iğneliyor.

Amerikan milli marşı çalarken plan icra ediliyor ve eylem koyuluyor. Ve tabii dünya birbirine giriyor.
Amerika ayağa kalkıyor. Olimpiyatlar bile gölgede kalıyor, dünya gazeteleri yumrukları havada siyah
atletlerin fotoğrafını birinci sayfadan veriyor...

Amerikan Olimpiyat Komitesi iki siyahın spor kariyerini o saniye bitiriyor. Eylem amacına ulaşmış,
Amerika´daki zenci azınlığın durumu dünya gündemine girmiştir.
Smith ve Carlos spor hayatlarını
(ve buna bağlı olarak geleceklerini) feda etmişler ama dünya tarihine geçmişlerdir. Dünyadaki yüz
milyonlarca ezilmiş siyahın ilahı haline gelmişlerdir.

Peki ya Avustralyalı beyaz Peter Norman? Ona ne olmuş dersiniz?
Norman´ın da hayatı kararmış;

Tommie Smith diyor ki: "Peter, bir beyazdı. O günlerde siyahların haklarını savunma cesareti
gösteren, onurlu ve etik omurga sahibi beyaz çok azdı. Peter, Avustralya´ya döndüğünde kimse
yüzüne bakmadığı gibi, herkes  tarafından  yargılandı.  Onun  da  atletizm  kariyeri  bitti,  spor
çevrelerinden dışlandı. Tehditler,  işsizlik  ve  tecrit  nedeniyle  öyle sıkıntılı günler yaşadık ki,
üçümüzün de ilk evliliği sona erdi
."

Avustralya Devleti Norman´ı ölene kadar affetmemiş ama... 1968 Olimpiyatları finalinde ikinci
olurken kırdığı 200 metre Avusturalya rekoru 38 yıl sonra dahi kırılamamış.

İki Amerikalı ve bir Avustralyalı ´lanetli´ atletin o gün başlayan ´eylem kardeşliği´ ve dostlukları
ömür boyu sürmüş. Aradan geçen 38 yıl boyunca, yazışmışlar, buluşmuşlar, görüşmüşler.

Ta ki Peter Norman evinin bahçesinde kalp krizi geçirip 64 yaşında ölene kadar.

Fotoğraf Norman’ın cenazesinden... Tabutu taşıyanlar kimler dersiniz?

Kaynak; Sıradan birisi… (http://blog.milliyet.com.tr)

*********************************  

Daha iyi bir gelecek için hizmetlerimiz hakkında bilgilenmek, 
Seminer-Workshop-Moderasyon-İçerik-Etkinlik Kurgusu vb. talepleri için görüşmek, 
Özel-özgün çalışmalarla işinize, hayatınıza dair iyileştirmeler yapmak üzere
 Antrenörlük almak 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;

Başvuru ve sorularınız için lütfen > burayı tıklayınız

Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)

Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

0 Yorum

Bir Cevap Yazın