Lisans Yerleştirme mi, İnsan Yetiştirme mi?
3119 görüntüleme
Bu içeriği paylaşabilirsiniz >
Facebook
Twitter
Linkedin
Google+
Pinterest
 
LYS’nin açılımı nedir diye sorsam, eminim pek çok yetişkin pat diye yanıt veremeyecektir.
Hatta çocukları bu bunaltıcı dönemin tam odağında olanlar bile… O kadar çok adı, yapısı değişti ki.
Ezbere “LYS” deyip geçiyoruz…
 

Lisans; Latince ve Fransızcadan alıntı. Ruhsatlandırma, belgeleme, alınmış hak vb. demek. “Lise” de
aynı köklerden türemiş. Lisans dönemi öncesi…
 

LYS; Lisans Yerleştirme Sınavı. Meslek Belgesi olarak kabul edilen üniversite/lisans diplomasını almaya
atılan ilk adım. LYS aslında kısaca “Mesleki Belge/Ruhsat Alma Sınavı”. 
 

LYS, ÖSYM (Öğrenci, Seçme ve Yerleştirme), her ne denirse densin, artık resmen ve tamamen çocuklar
ve aileler için bir kabusa dönüştü.
Ne yazık ki henüz yerine konacak başka yaşamsal sistemler
kurgulanamadığı için mecburen katlanılan eziyet.
 

Okul, dershane, sınav” arasına sıkışmışlığa aklı başında, sağduyulu olanların, hatta bizzat bu sistemleri
kuranların dahi; “yooo hayır bizce gayet iyi, uygun, memnunuz” diyecek tek bir kişinin çıkmayacağından
eminim.
 

“Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete” halinden farklı bir durum yok. 

Peki ne yapmalıyız, neden, nasıl, çıkış yolu nedir?  vb. gibi sorulardan kafalar patlayacak hale geliyor. 

“Kader, sistem kurbanları” şeklindeki sürü psikolojisi ile “elden ne gelir, düzen böyle kurulmuş” diye
diye çaresizce çarpıklığın gereklerini yerine getirmek için ömürler tüketiliyor. 
 

Doğrusu bunun için kimseyi suçlamanın da böyle konuşa konuşa enseyi karartmanın da pek anlamı yok.
Hep beraber yarattığımız düzen bu… Hepimiz parçasıyız. Bir şekilde başa çıkmak zorundayız…
 

Ancak benim bir fütürist, yani “gelecek çalışmaları” yapan, gelecekte şekillenmesi olası iş, eğitim,
yaşam koşulları için stratejiler geliştiren biri olarak paylaşmak, hatırlatmak istediklerim var;
 

(Bu arada aynı süreçlerden benim de aynen, hem bir anne hem de ÖSYM maduru olarak geçtiğimi
belirtmeliyim…)
 

Bunlara dikkat! 

1.      Bir kere şunu çok ama çok iyi algılamalı, anlamalıyız; Dünya öncekilere kat’iyen benzemeyen
yepyeni bir çağa girdi. Hali hazırda sosyal medya ve tablet teknolojileriyle “Nano, Genetik, Dijital,
Sibernasyon Çağında” hızla ilerliyoruz. Henüz dersleri, okulları, müfredatı dahi oluşturulamadan bu
alanlarda pek çok, yepyeni iş, uzmanlık alanı gelişti bile. Bunlardan etkilenen diğer meslekler, beceri
tarifleri de jet hızıyla dönüşmeye başladı.
O yüzden mesleklere fazla kafayı takmayın… 

2.      Ayrıca hemen takip edecek çağları da artık rahatlıkla uzgörebiliyoruz. Bundan böyle de peş peşe
çağ sıçramalarını eskisi gibi 100, 50 yıl aralarla, büyük dalgalarla, krizlerle değil; 3-5-10 yıllık sürelerde,
seri halde, , çok kısa aralıklarla çırpıntılı deniz ve mide bulantısı çekiyor gibi yaşayacağız. Hatta
“Robot ve Uzay Çağları” için dalgalar kıpırdanmaya başladı diyebiliriz… Ne okurlarsa okusunlar,
sonunda çocuklar bu alanlarda uzmanlaşacaklar… 
Ufuklarını açık, hayallerini diri tutun… 

3.      Gelecek 10-20 yılda,

- Şu anda bu eğitim sisteminden geçmekte olan gençler 20’li 30’lu, 
- Ebeveynler 40’lı, 50’li yaşlarına geldiğinde,
- 2020 lere 2030 lar ulaştığımızda
- Bugünkü bilgilerin, doğruların, para getiren işlerin, yapılan şeylerin neredeyse hiç ama hiç önemi,
   kıymeti kalmayacak.
 

Yeni meslekler, işler konusunda yaratıcı düşüncelerini tetikleyin, kışkırtın… 

4.      İyi meslek diye bellenen mesleklerin, o meslekler için alınmış diplomaların önemi olmayacak.
Hazırlanmalarına yardımcı olun,
meslek ezberlerini bozun… 

5.      Kullandığımız araçlar, yöntemler, terminoloji, başarı kriterleri, para kazanma şekilleri tamamen
değişmiş olacak. Yeni kavramları ve yeni kazanma yollarını öğretin.
Bilmiyorsanız önce siz öğrenin… 

Kısacası;

Rahat bırakın! Gençler nereyi kazanırlarsa orayı okusunlar. Şimdilik başka çare olmadığı için
rastgele okullardan diploma alsınlar. Hiç önemi yok. Hepsi onlar iş hayatına başladığında zaten çoktan
önemini yitirmiş olacak.
 

Gelecekte asıl önemli ve gerekli olacak; diplomaları değil, insani özellikleridir.  Kendilerini, duygularını,
ilişkilerini yönetebilme, yararlı beceri geliştirebilme, en başta kendilerini ve tabii başkalarını, evreni
sevebilme yetkinlikleridir…
 

Bırakın gençler hormonal debdebelerini, gelişim sancılarını rahat ve sevgi ile çevrelenmiş yaşasınlar.
Kıymetli, önemli olduklarını hissetsinler. Kendilerini anlamsız notlar, puanlarla, sıralamalarla değerli ya
da değersiz hissetmesinler.

Her koşulda biricik, sevgili, can olduklarını fark etsinler… 

O yüzden Lisans Yerleşmese de “İnsan Yetişmiş” olması önemli.  Tüm gücünüzü buna kanalize edin.
Ebeveynliği “iyi bir eğitim” sağlamadan sorumlu insanlık garabeti haline çevirmeyin.
 

Diplomalar unutulur gider, insanlık baki kalır… 

Rahat olun… GeleceK Güzel Geleccek…

********************************

E-Skill, E-Beceri, E-Yetkinlik, E-Kimlik, Dijital Kimlik veeee Dijital Beceri şart! Hızlı balık, mor inek out!

Hayatınızı değiştirmek için >> Action! - Yenibiris.com 

Ufuk Tarhan´ın Hurriyetegitim.com daki yazıları  

Mış gib yapın, sonunda olur...


 

********************  

Daha iyi bir gelecek için hizmetlerimiz hakkında bilgilenmek, 
Seminer-Workshop-Moderasyon-İçerik-Etkinlik Kurgusu vb. talepleri için görüşmek, 
Özel-özgün çalışmalarla işinize, hayatınıza dair iyileştirmeler yapmak üzere
 Antrenörlük almak 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;

Başvuru ve sorularınız için lütfen > burayı tıklayınız

Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)

Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

 

0 Yorum

Bir Cevap Yazın