Sıfır Tölerans - Kural çiğnemek, hata yapma hakkından farklı bir şeydir!
7450 görüntüleme
Bu içeriği paylaşabilirsiniz >
Facebook
Twitter
Linkedin
Google+
Pinterest

Hatayı telafi etmek, yapmaktan daha pahalıdır!

 

Önceden belirlenen kuralların sonradan çiğnenmesi durumunda uygulanan sıfır tolerans´ yani 
´zero tolerance´ politikası, EFA´nın Fenerbahçe´yi şike suçlamaları nedeniyle şampiyonlar
Ligi’nden men etmesiyle gündeme geldi. 


İlk olarak yurtdışında, özellikle Amerika´da ağırlıklı olarak da okullarda uygulanmaya başlayan bu
politikanın temeli ise uyuşturucu, zorbalık ve seksüel suçları engellemekti. Şimdi ise bazı büyük
şirketlerde uygulanıyor. Türkiye´de ise yeterince yaygın değil.

Peki nedir zero tolerence politikası? 


Zero tolerance daha önce şirket ya da kurum tarafından belirlenen kuralların hiçbir şekilde
esnetilmemesi. Tamamına uyulması ve tek bir istisnanın bile olmaması durumunda uygulanan
politikaya deniliyor. Zero tolerance politikası çerçevesinde belirlenen kurallara uyulmadığı takdirde
verilen cezalar tartışılmaksızın uygulanıyor ve hiçbir şekilde tolerans gösterilmiyor. 

M-GEN Gelecek Planlama Merkezi Kurucu Ortağı Ufuk Tarhan bu politikanın şirketlerde ve
kurumlardaki kullanılışıyla ilgili şunları söylüyor:

Sıfır Tölerans aslında disiplin kurallarının başka bir tür söylemi… Çok farklı değil. Disiplin Kuralları da
denebilir…

Yurt dışında, çeşitli türdeki iş anlaşmalarında, sözleşmelerde de de artık “sıfır tolerans politikaları” en
başından açıklıkla yer almaya başladı. Zaman zaman bunlara “………… hakkında guideline-kılavuz” da
deniyor, aslında yazılanlar aynı kapıya çıkıyor…

Çünkü bir problemin oluştuktan çıktıktan sonra telafisi, cezalandırılması gereken bir suç/ihlal vb olup
olmadığının tartışılması çok daha maliyetli. 

O yüzden 
“baştan uyaralım da ayağınızı ona göre denk alın ve yaparsanız baştan suç/hata olduğunu
kabul ettiğinizi beyan edin”
 tadında kullanılıyor. Özellikle  çalışanlara, bayilere, paydaşlara yönelik
uygulanıyor. 

Son yıllardaki işçi, çalışan haklarını koruyan ve bu konularda yüksek tazminatlar vb gündeme getiren,
zaman/itibar kaybına sebep olan durumlar arttı, hepimiz biliyoruz. Firmalar işe açıkça zarar veren
davranışları dahi uyarmaktan korkar hale geldi. 


Çalışanlar, hem işini doğru dürüst yapmayıp, kural ihlal edip hem de iş yerini; “bana mobbing yapılıyor, 
özel hayatıma müdahale ediliyor, taciz ediliyorum vb”
 
diye suçlamaya başladı. Firmalar bir yerde
kendilerini korumak, hukuki süreçlerde kendilerini önceden güvenceye almak ve daha da önemlisi
kendileri için hayati olan konulara dikkat çekmek için bu şekilde uygulamalara sıcak bakmaya
başladılar. 

Aslında bu tür yaklaşımları yanlış da bulmuyorum. İş hayatı gerçekten disiplin isteyen ortamların
başında geliyor.
 Hele de bu kadar yoğun rekabet ve hızlı değişimin olduğu bir çağda. Önemli olan 
şey kaynakların yerli yerinde ve kararınca kullanılması…

Baştan neyin nereye kadar yapılabileceğini bilmek çalışan, bayi hatta müşteri açısından da önemli bir
öğreti. Onları kabul edip çalışıyorsa/iş birliğine giriyorsa uyulması gerekir.

İşin sulandığı yer;

“O kadar işe ihtiyacım vardı ki kabul ettim, ama baştan bana bu kurallar aslında kabul edilebilir
gelmemişti” 
gibi söylemler. Bunu da çalışanların yapmaması lazım. 

Ancak işsizliğin büyük tehdit olduğunu bilen iş verenin de fırsatçı olmaması gerekir. Sadece gerçekten
işin verimini, prestijini, gelişimini sağlamak amaçlı düzenlemeler kurgulanmalı. Taraftar olduğum
yaklaşım bu…

Aslında etkin kullanılsa, iş hayatında daha çok IT, satış, bayilik, insan kaynakları, müşteri ilişkileri, 
şirket hakkında iletişim vb alanlarda çok yarar sağlayabilir. Hele de sosyal medyanın işleri iyice
kontrolden çıkarabileceği gibi bir gerçeğimiz varsa.

Neticede bu tür politikaların oluşturulması her şeyden önce “bilgilendirme” dir. Bu bilgilerin
oluşturulması da organizasyon için bir öğreti ve hatta iş süreçlerinin yalınlaştırılması için bir fırsattır.

Türk şirketlerinde henüz pek sık rastlamıyorum, ama özellikle dijitalleşme nedeniyle kontrolün 
zorlaştığı gelecek dönemlerde, 
mutlaka kullanılmaya başlanacaktır. Her halükarda suistimal etmeden
etkin kullanılmalıdır diye düşünüyorum.

"Hata yapma hakkı" ile "kural çiğnemeyi" karıştırmamamak ve belirlenmiş, kabul edilmiş kurallara 
saygı göstermek gerek...
********************************* 

Bu yazı Platin Dergisi için yazılmıştır.  

Yazının orijinali için aşağıdak kupüre tıklayın. Platin Online´dan okumak için burayı tıklayın


 

                                                                     ****************************** 

Daha iyi bir gelecek için hizmetlerimiz hakkında bilgilenmek, 
Seminer-Workshop-Moderasyon-İçerik-Etkinlik Kurgusu vb. talepleri için görüşmek, 
Özel-özgün çalışmalarla işinize, hayatınıza dair iyileştirmeler yapmak üzere
 Antrenörlük almak 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;

Başvuru ve sorularınız için lütfen > burayı tıklayınız

Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)

Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

 

0 Yorum

Bir Cevap Yazın