Beyin drenaji iyi mi kötü mü?
10027 görüntüleme
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya hesapları:

Beyin drenaji iyi mi kötü mü?



İTÜ’den birincilikle İşletme Mühendisi olarak mezun olan Hüseyin Umutcan Ay’ın konuşmasını sosyal medya sayfalarımda paylaşınca gelen pek çok yorumun “Aferin ama inşallah burada kalır da ülkesine fayda sağlar” ya da “Şimdi o da kaçar gider yurt dışına, burada durmaz bu kadar parlak çocuk” gibi yorumların çokluğunu görünce bu konuda yazmak, beyin göçünü sizlerle irdelemek istedim.
 

Drenaj, günlük ve yaygın kullanımda arazi ya da binalarda, yollarda vb. gereksiz hatta zararlı fazla suyun birikmesini engellemek üzere en hızlı şekilde suyu tahliye etme yöntemi. Dilimize yerleşmiş pek çok sözcük gibi Fransızcadan, “drain-boşaltmak” kelimesinden türemiş. Drenaj sayesinde ilgili ortamlarda yapıların çok daha sağlıklı bir şekilde kullanılması sağlanıyor, fazla suyun yaratacağı tehlikeler önleniyor ya da ortadan kaldırılıyor.
 
Bu yazıda ise “Brain Drain = Beyin Drenajı” yani “Beyin Göçü = Brain Immigration” manasında kullanılıyor. Bizler halk dilinde daha çok beyin göçü desek de akademik literatür ve sosyolojik ortamlar genelde bu tabiri, beyin drenajını kullanıyor. Bir ülkede biriken nitelikli beyin gücünün boşaltılıp, başka ülkelere akıtılması ve geride kalan toplumun kurutulması gibi…  
 
Çünkü beyin göçü, daha çok gelişmekte olan, geri kalmış ülkelerin yetenekli, nitelikli, iyi eğitimli parlak beyinli insanlarının, özellikle gençlerin daha gelişmiş ya da daha fazla olanak sağlayan ülkelere eğitim almak ve çalışmak için gitmesini, göç etmesini anlatıyor. O yüzden “beyin drenajı” İlk bakışta herhalde hepimiz için çok acımasız, negatif ve sert imalar, ön yargılar yansıtan bir tanımlama. Hepimizin kafasından “Eh tabii… Parlak beyinler kaçıp gidecek, biz burada iyice kuruyup kalacağız” düşünceleri geçiyor.
 

Peki şunu soruyor muyuz? Gitmeseler daha mı iyi?



Gidenlerin yüksek olduğu belli kapasitelerini değerlendirebilecek ortam ve olanaklar yoksa ,toplum suyu iyice kirlenmiş, içi tıkış tıkış fark yaratamayacağı belli beyinle dolmuş taşan bir akvaryuma dönmüşse hala onları bu suda tutmak akılcı ve insani mi?
 
Bence değil.
 
O yüzden ben beyin göçüne “Kaçıp gittiler!” diye değil “İyi ki gelişmek için savaşıyorlar, çabalıyorlar ve gidiyorlar. Biz geride kalanlar da onları engellemek yerine, geri gelme arzusu duyacakları koşulları yaratmak üzere çalışmalıyız” diye bakıyorum.
 
Eğer burası, ülkemiz onların gelişimine katkı veremiyorsa, bu toksik ve yetersiz ortamda kalıp kuruyacaklarına hatta aksine mutsuzlukları ile yüksek yetenekleri körelirken belki de topluma yarar değil, aksine zarar vereceklerine gidip gelişmeyi, değişmeyi, serpilmeyi seçiyorlar. Gitmek kolay mı? İnsanın kendi ülkesinin, ailesinin, ortamının, arkadaşlarının konforunu, ana dilini, vatanını bırakıp “göçmen” diye damgalanacağı bir başka kültüre gitmesi, kendini kabul ettirmeye çalışması, geçinmesi, tek başınalık hissi ile mücadele etmesi kolay mı? Emin olun hiç değil…
 

Göçün sebepleri;
 
Ülkedeki olumsuz ekonomik, siyasi ve sosyolojik koşullar. İşsizliğin, ücretlerin, iş olanaklarının, yaşam standartlarının, fiziksel-manevi koşulların ve eğitim kalitesinin, kültürel dokunun yetersizliği, kendini gerçekleştirme olasılığının düşük olması. Fırsat eşitsizlikleri, adil olmayan uygulamalar, Ar-Ge’yi, inovasyonu, girişimciliği, bilimi, teknolojiyi, akademik çalışmaları teşvik eden alt ve üst yapıların, kaynakların yetersizliği. Kişisel ve ailevi nedenler.

Beyin göçünün olumlu tarafları:
 
Beyin göçünün yararlarını anlamak için aslında Çin, Hindistan ve Tayvan gibi ülkelerin özellikle son 30-40 yılda sergiledikleri performansa bakmak dahi yeterli. Bu ülkelerden başta Amerika olmak üzere dünyanın çeşitli noktalarına milyonlarca genç okumak ve çalışmak için adeta akın akın gitti ya da bizzat devlet tarafından yollandı. Çeşitli zorluklarla mücadele ederek gelişmiş ülkelerde kendilerini kabul ettirip, başarılara imza attıkça ülkelerine çok önemli know-how, teknoloji transferi ve sermaye akışı sağladılar. Gittikleri ülkelerde yarattıkları olumlu ekosistemler sayesinde dışarıda ülkelerinin itibarını ve işbirliği olanaklarını yükseltirken içerde de moral ve motivasyonun yükselmesine neden oldular. Gençlerin, ülkelerinin vizyonunun açılmasına, umutlanmasına, farklı şeyler de yapılabiliyormuş cesaretinin oluşmasına katkı verdiler.
 
Kaldı ki günümüzün teknolojileri ile gidenler tam anlamı ile uzaklaşmıyor ki artık. Nerede olurlarsa olsunlar ülkelerindeki gençlerle, insanlarla buluşup onlara anında deneyim, bilgi aktarmayı sürdürebiliyorlar. Galiba olaya ülkeler için değil, tüm dünya için “iyi insan olmak çabası” diye bütüncül bakış açısı ile yaklaşırsak gönül rahatlığı ile “güle güle gidin, biz buraları toparlarken siz de orada gelişip, hayırlısı ile güle güle geri gelin” diyebileceğiz…


Bu yazı Posta Gazetesi için yazılmıştır. Yazının linki buradadır.

Orijinal yazıyı büyüterek okumak için aşağıdaki kupüre tıklayınız.

******************

Ufuk Tarhan'ın T-İnsan kitabı için > http://www.t-insan.com
Bireysel Antrenörlük almak için > https://goo.gl/6RfGXa 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;  lütfen > burayı tıklayınız 
Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)
Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  LinkedInInstagram, FacebookYouTubeTwitter 'dan takip edebilirsiniz.


 

0 Yorum

Bir Cevap Yazın