Beyin Göçü Önlenebilir mi?
10153 görüntüleme
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya hesapları:

Beyin göçü önlenebilir mi?



Geçen ay “Yetenek Yönetimi Trendlerini,” özetlemiştim. Bu yazıyı okumaya devam etmeden önce ona göz atmanızı öneririm.  

Aslında çok kısaca, çalışanların katı, sıkı, sert, duyarsız, teknoloji kullanamayan, vizyonu kısa, gelişme ihtimali sınırlı hiçbir uygulama, davranış ve tutuma tahammüllerinin kalmadığından, böyle şirketlerde, işlerde çalışmak istemediklerinden bahsetmiştim.

Yeni nesil çalışanların istedikleri kesinlikle esnek çalışma koşulları ve her bakımdan çevreye, doğaya, sağlığa, geleceğe duyarlı, sosyal sorumluluğu olan şirketlerde, kendilerine ve insanlığa değer katabilecekleri, etik/ahlak değerleri yüksek işlerde çalışmak.  

Bunların sağlanamadığı ortamlara ise ancak düşük vasıflıların, yetenekleri kısa kalanların zorla katlandıklarını; birazcık dahi revaçta işler, meslekler yapanların özellikle de teknoloji, bilim konusunda parlak yıldız ya da potansiyeli olanların ise bir saniye bile durmadıklarını, derhal başka şirkete hatta ülkeye göç ettiklerini anlatmıştım.  
 

Geleceğimiz için tehlikeli ve yoğun bir göç dalgası altındayız.
 

Çok kabaca üstten, kuş bakışı baktığımızda beyin göçünün temel nedenleri; aile, toplum, şirket, ülke koşullarındaki mevcut ya da olası sosyal, ekonomik, siyasi olumsuzluklar, savaş, doğal afet ve muhtelif tehlikeler, karmaşalar ile eğitim ve iş olanaklarının düşük ve/veya niteliksiz/yetersiz olması. Ve şu anda bizim ülkemiz diğerlerine kıyasla hem göç alma hem de göç verme oranları en yüksek olanlar arasında. Çünkü vatanımızda nitelikli insanları kaçırtacak ne kadar negatif faktör varsa hepsi üst seviyelerde seyrediyor.
  

 Bu tabii ki çok tatsız. İşin üzen ve endişe veren taraflarından biri de göç aldığımız insanların yetkinliklerinin müthiş düşük, verdiklerimizin ise yüksek olması. Yani nitelikli işgücümüzü, parlak beyinlerimizi başka ülkelere kaçırırken niteliksiz ve hatta aksine problem yaratacak olan başka ülke vatandaşları için çekim merkezi haline gelmiş olmamız. Daha daha daha üzücü ve ürkütücü olan ise bu konularda en ufak bir planlama ve strateji çalışması yapılmıyor olması.  

Yeteneklere ve dışa verdiğimiz beyin göçüne dair sayısal gerçeklerimiz: 


 - Turkiye nüfusunun (84.34 milyon) %31’i Z kuşağı. Ülkemizde 26 milyondan fazla 19 yaş altında birey var. 
 

- 60li yıllarda vasıfsız isçilerin Almanya’ya göçünden ve 80’li yılların ihtilal nedeniyle gerçekleşen göçünden sonra ülkemiz en büyük beyin göçüne şahit oluyor. Buna zorunlu, “gönüllü göç” diyoruz. Çünkü aslında kimse mecbur olmasa gitmek istemiyor. 
 

- Son 3 yılda ise Türkiye’den göç eden sayısı %97 arttı. 2019 verilerine göre en fazla göç eden 25-29 yaş arası. 
 

- TÜİK 2021, 4 çeyrek verilerine göre ne eğitimde ne istihdamda NEET denilen 15-29 yaş grubunun oranı %25 olarak kayıtlara geçti. Avrupa’da da bu oran sadece %4.  
 

- 38 OECD ülkesine kıyasla Turkiye 1. sırada. 
 

- Türkiye’de 207 üniversite var. Ülkemizde 1,3 milyon henüz iş gücüne dahil olmayan öğrenci yani işsiz adayı var. 
 

Manpower 2021 Yetenek Açığı Raporuna göre Türkiye’de her 100 şirketten sadece 17’si ihtiyaç duyduğu genç yeteneğe erişebiliyor. Bu oranla yetenek kıtlığında dünya 4. yüz. Ve maalesef olanları da göç’e kaybediyoruz. 
 

Peki beyin göçü önlenebilir mi?