Küresel ısınma, iklim krizi gelecekte neleri, nasıl değiştirecek?
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya, blog, kitap, vb. linkleri:  https://taplink.cc/futuristufuk

Küresel ısınma, iklim krizi gelecekte neleri, nasıl değiştirecek?..



Yılladır iklim krizinden bahsediliyor, buzullar eriyecek, sıcaklıklar artacak…
Belli ki alınan/planlanan önlemler yeterli olmadı, tüm dünya tabir uygunsa kavruluyor. Yaşadığımız bu olumsuz koşullar daha kötü hale gelebilir mi?
 

Evet, iklim krizi daha da kötüleşebilir. Çünkü dünya ortalama sıcaklığı, 1880'den beri geçen 143 yıl içinde 1.1 derece artmış durumda ve bu artış hız kesmeden devam ediyor. Sera gazı salınımı kontrol altına alınamadığı için, küresel ısınmanın neden olduğu buzulların erimesi sonucunda deniz seviyesi sürekli olarak yükseliyor. Her geçen yıl betonlaşma ve ormansızlaşma gibi sebeplerle daha şiddetli, yaygın ve düzensiz hava olayları meydana geliyor. Bazı bitki ve hayvan türleri ile tarım alanları yok oluyor. Dünya’nın biyolojik çeşitliliği azalıyor ve yerküre, üretkenliğini yitiriyor. Toprak, su, hava gibi temel sürdürülebilirlik unsurları kirleniyor ve kullanılabilir olmaktan uzaklaşıyor. Kısacası, Dünya’nın doğası ve yaşamsal dengeleri bozuluyor. Eğer dünya sıcaklığı 2 derece artarsa, dünya büyük bir kuraklıkla mücadele etme aşamasına geçmiş olacak."
 
Ne yazık ki, iklim modellemeleri ve simülasyonlara göre, küresel ısınmanın en önemli nedenlerinden biri olan sera gazı seviyeleri azalmak bir yana, hala artıyor. Eğer bu şekilde artmaya devam ederse, 21. yüzyıl boyunca Dünya’nın küresel ortalama sıcaklığı 4°C kadar artabilir. Bu da iklim krizinin etkilerinin daha da şiddetlenmesi, doğal afetlerin kontrol dışına çıkması, kısacası felaket senaryolarının gerçekleşmesi anlamına gelir.
 
İşin en acı tarafı da insanlığın iklim krizine adeta bile bile “lades!” demesi!

Çünkü insanlık, iklim krizinin bir sorun olduğunu 19. yüzyılın başlarından beri biliyor. 1824 yılında, İskoç fizikçi John Tyndall, atmosfere karbondioksit gibi sera gazlarının salınmasının gezegenin ısınmasına neden olabileceğini göstermiş. 1896 yılında, İsveçli kimyager Svante Arrhenius, insan faaliyetlerinin iklim değişikliğine neden olabileceğini bilimsel olarak hesaplamış, ispatlamış.
 
1950'lerde ve 1960'larda, iklim değişikliğinin etkilerini gözlemleyen bilim insanlarının sayısı artmış. 1988 yılında, Birleşmiş Milletler, Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (Intergovernmental Panel on Climate Change), IPCC’yi kurmuş. IPCC, iklim değişikliğinin insan faaliyetlerinin bir sonucu olduğunu ve bu durumun gezegenin ekolojik ve ekonomik sistemlerini tehdit ettiğini belirleyip ilk raporunu 1990 da yayınlamış. Bu demektir ki insanlık en az 30 yıldır net olarak iklim krizinden haberdar ve hiçbir önlem almamış durumda!
 
IPCC’nin raporları, dünyanın önde gelen bilim insanlarının ortak görüşünü temsil ediyor. Ancak, iklim değişikliğinin gerçekliğini inkâr eden ve iklim krizinin insan faaliyetlerinin bir sonucu olmadığını iddia eden görüşler de var. Bu görüşleri savunanlar, iklim değişikliğinin doğal süreçlerin bir sonucu olduğunu, iklim tarihine, buzul çağına, vb. bakarsak zaten bu krizlerin bu dönemlerde olacağını gördüklerini, insan faaliyetlerinin iklim değişikliğine etkisinin çok az olduğunu iddia ediyorlar. Ancak iklim değişikliğinin gerçekliğini inkâr eden insanların iddiaları, bilimsel kanıtlarla desteklenemiyor ve IPCC raporları, iklim değişikliğinin insan faaliyetlerinin bir sonucu olduğunu ve bu durumun gezegenin ekolojik ve ekonomik sistemlerini tehdit ettiğini açıkça gösteriyor. 


 
Sadece 2023 yılında yayınlanan küresel iklim raporlarına bir göz atalım;
 
* IPCC'nin 6. Değerlendirme Raporu
* Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) 2022 İklim Durum Raporu
* BM Çevre Programı'nın (UNEP) 2022 İklim Değişikliği Küresel Durum Raporu
* Dünya Bankası'nın 2022 İklim Değişikliği Raporu
* McKinsey'in 2022 İklim Değişikliği Raporu
 
Böyle listelememin nedeni (ki daha kim bilir bilmediğimiz ne kadar rapor, bilimsel çalışma var) şunu göstermek; asıl sorun, insanlığın haberinin olmamasında değil, tüm bu bilgilere sahip olduğu halde önlem alıyormuş gibi davranan iki yüzlülüğünde.
 
Bu raporlarda öne çıkan en çarpıcı olan başlıklar ve veriler şunlar:
 
* IPCC'nin 6. Değerlendirme Raporu, insan faaliyetlerinin iklim değişikliğini şimdiye kadarki tahminlerden daha fazla hızlandırdığına dair güçlü kanıtlar sunuyor. Lütfen raporu inceleyin.
 
* WMO'nun 2022 İklim Durum Raporu, 2021 yılının en sıcak beş yılın dördüncüsü olduğunu ve 2015-2021 döneminin 1880'den beri en sıcak altı yıllık dönem olduğunu gösteriyor. Rapor ayrıca, deniz seviyesinin 2021 yılında 2006-2020 ortalamasının 7,4 milimetre daha yüksek olduğunu ve bu artışın, 1901-2019 ortalamasına göre 2 kat daha hızlı gerçekleştiğini aktarıyor.
 
* UNEP'in 2022 İklim Değişikliği Küresel Durum Raporu, küresel emisyonların 2030 yılına kadar her yıl en az %45 oranında azaltılması gerektiğini ve net sıfır emisyonlara 2050 yılına kadar ulaşılması gerektiğini söylüyor. Rapor ayrıca, iklim değişikliğinin etkilerinin şimdiden hissedildiğine ve bu etkilerin gelecekte daha da şiddetleneceğine ısrarla ve net biçimde vurgu yapıyor.
 
* Dünya Bankası'nın 2022 İklim Değişikliği Raporu, iklim değişikliğinin yoksulluk, eşitsizlik ve göç gibi kalkınma sorunlarını derinleştirdiğini ve 2050 yılına kadar 216 milyon insanın kendi ülkeleri içinde göç etmek zorunda kalabileceğini belirtiyor. İklim değişikliğini önlemek için gerekli olan düşük karbonlu ve dayanıklı büyüme politikalarının, ülkelerin kalkınma hedeflerine ulaşmalarına da yardımcı olacağını vurguluyor. 2022-2030 yılları arasında iklim değişikliği ile mücadele için gerekli olan yatırım ihtiyacını 10 trilyon dolar olarak tahmin ediyor.
 
* McKinsey'in 2022 İklim Değişikliği Raporu, iklim değişikliğinin etkilerinin şimdiden hissedildiğini ve bu etkilerin gelecekte daha da şiddetleneceğini ortaya koyuyor. Rapor ayrıca, iklim değişikliğinin etkilerine karşı hazırlıklı olmanın maliyetinin, iklim değişikliğinin zararlarını telafi etmenin maliyetinden çok daha düşük olduğuna dikkat çekiyor.
 
Bu ve benzeri raporlar, iklim değişikliğinin dünya için ciddi bir tehdit olduğunu ve iklim değişikliği ile mücadele için hemen harekete geçilmesi gerektiğini çok açıkça, bilimsel olarak ispatlıyorlar ve 30 YILDIR DİKKATE ALINMIYORLAR!
 
İklim krizi, tüm insanlığın karşı karşıya olduğu bir tehdit. Bu tehdidi azaltmak için, dünya çapında ve bireysel olarak birlikte hareket etmeliyiz. 
 
Mesela, fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçmeli, yapay zekanın, akıllı şehirlerin ve akıllı iş-yaşam koşullarının, tarımda yapılacak devrimlerin de yardımıyla enerji verimliliğini artırmalı ve karbon yakalama ve depolama gibi teknolojileri geliştirmeliyiz. Ayrıca, bireysel olarak da enerji tasarrufu yapabilir, toplu taşımayı kullanabilir, daha az et yemek, atık yönetimi ve geri dönüşüme katılmak gibi bireysel çabalarla alışkanlıklarımızı değiştirebilir şeyler yapabiliriz.
 
Küresel sera gazı salımı ya da CO2 emisyonlarının %73,2'sini enerji (elektrik, ısı ve ulaşım), %5,2'sini doğrudan endüstriyel işlemler, %3,2'sini atık ve %18,4'ünü tarım, ormancılık ve arazi kullanımı oluşturuyor. 


Şimdiden sıcak hava koşulları gündelik hayatımızı olumsuz anlamda etkilemeye başladı…  başlıca hangi alanlarda değişimler yaşayacağız? 


 

Sağlık:
 
Aşırı sıcak havalar, insanların günlük iş, sosyal ve özel hayatlarını olumsuz anlamda etkileyecek. İnsanlar zorunlu olarak daha az dışarı çıkacak, daha az egzersiz yapacak ve daha fazla zamanını kapalı alanlarda geçirecek. Klimatize edilmiş ortamlarda, sürekli olarak ve suni şekilde mekanlara pompalanan hava etkisiyle cihazlar, filtreler aracılığıyla taşınan, yayılan canlı-cansız partiküllerden, göz ve cilt kurluğundan, baş ağrısından, vb.  dolayı yepyeni sorunlar yaşayacaklar. Kısacası yoğun bir doğal hava ve ışık yoksunluğu içine girecekler ki “doğa mahrumiyeti” denen bu durum, insanlarda fiziksel ve mental sağlık sorunlarına yol açacak.
 
Aşırı sıcak havalar, kalp krizi, felç, dolaşım bozuklukları, solunum yolu sorunları, cilt hastalıkları, alerji, bağışıklık sistemi çökmeleri gibi rahatsızlıkların yaygınlaşmasına, çeşitlenmesine ve yeni mikrop, bakteri türlerinin oluşmasına neden olacak. Ayrıca, aşırı sıcak havalar, insanların ruh halini bozup, stres seviyelerini yükselterek uyku düzenini bozacak. Yorgunluk, bezginlik, halsizlik, tahammülsüzlük, isteksizlik, vb. gibi olumsuz psikolojik durumlar içine girecekler. Sosyal etkileşim azalacak.
 
Çocukları ve yaşlıları yetişkinlerden daha fazla etkileyecek çünkü çocuklar, yetişkinlerden daha fazla terler ve daha hızlı su kaybederler. Daha çok hareket etme ihtiyaçları vardır. Doğa mahrumiyeti ya da dışarı çıktıklarında yaşayacakları aşırı terleme, çocuklarda dehidrasyona, sıcak çarpmasına ve diğer sağlık sorunlarına yol açacak. Ayrıca, aşırı sıcak havalar, çocukların okul performansını, ruhsal dengelerini, gelişimlerini de olumsuz etkileyecek. Aşırı sıcaklar yaşlıları da yetişkinlerden daha fazla etkileyecek. Sıcak çarpmasına ve diğer sağlık sorunlarına yol açacak. Var olanların etkisini artırıp, iyileşme süreçlerini zorlaştıracak. Uyku düzenlerini bozarak ruh hallerini kötüleştirecek.
 
Kısacası, iklim değişikliği ve aşırı sıcaklardan dolayı insanların ruhsal ve fiziksel sağlıkları olumsuz etkilenecek. Evde, kapalı alanlarda evcil hayvan, bitki besleme, yetiştirme olanağı ve isteği azalacak. Hayvan dostlarımızın da benzer şekilde ruh ve beden sağlıklarında sorunlar oluşacak. 
 
Tarım ve su kaynakları:



Aşırı sıcak havalar ve kuraklık, tabii ki ilk etapta hemen tarım ürünlerinin verimini düşürüyor. Gıda fiyatlarının ve maliyetlerinin artmasına neden oluyor. Bu sebeplerle de tarım, çiftçiliğe olan yatırımcı ve insan kaynağı ilgisini kaybediyor. Yanı sıra tarım yapılan ve yapılabilecek arazileri yok ediyor. Aynı zamanda küresel ısınmadan dolayı oluşan anormal miktarlarda ve zamanlarda gerçekleşen aşırı yağışlar, fırtına, sel, yangın gibi doğal afetler tarım alanlarını ve su kaynaklarını taşan, taşınan kirli atıklarla ve zehirli kimyasallarla zehirlediği için gıda krizine doğru giden sıkıntıları katlanarak artırıyor. Daha da artıracak. Aşırı yağışlar, sel ve kuraklık, aslında en büyük zararı, kalitesini ve miktarını düşürerek su kaynaklarına veriyor. Temiz su kaynakları bir taraftan azalır, kururken, kontrolsüz su baskınları ile taşınan moloz, pislik ve temiz sulara karışan kimyasallar nedeniyle kullanılabilecek olanlar da kullanılamaz hale geliyor. 
 
Aşırı sıcaklar yüzünden yaşanan hava, su, toprak, çevre değişiklikleri tarım arazilerini daha doğrusu genel olarak dünyanın doğal kaynaklarındaki dengeleri mahvediyor. Bu arada tarım, aynı zamanda, karbon salımına sebep olan sorumlu sektörlerden de biri olduğu için hem küresel ısınmayı besliyor hem de aşırı sıcaklardan en olumsuz etkilenen alanlardan biri oluyor.
 
Toparlayacak olursak, burada saydığım tüm sorunlar için devletler ve ülkeler ötesi, küresel bir sorumluluk bilinciyle önlemler alınmazsa, temel ihtiyaçlarımız olan tarımda ve su kaynaklarında kıtlık ve hatta açlık dönemlerine yeniden dönecek, sürdürülebilirliği önleyen problemler artarak ve katlanarak büyüyecek, sürecek. Sıkıntılar, yoksunluklar, yoksul kitleler, adaletsizlikler büyüyecek ve sonunda da dünyanın huzuru ciddi anlamda kaçacak. Yeni karmaşa, kaos ve savaş dönemlerine gireceğiz.  Yani, '1-2 derece artışla ne olur ki?' diyenlerin, aşırı sıcakların aslında bu yönde bir gidişin işaretleri olduğunu anlamaları gerekiyor.



Enerji:
 
Aşırı sıcak havaların, yani küresel ısınmanın etkilerini azaltmak, telafi etmek ve iklim krizini önlemek için yapılacak her şey, daha fazla elektrik yani enerji kullanımı anlamına gelecek. Bu sebeple, dünyanın yakın gelecekteki en büyük sorunu ve ihtiyacı enerji – özellikle elektrik – olacak. Mevcut enerji kaynaklarının çevre kirliliğine ve karbon salımına katkısı ve aynı zamanda sınırlı oluşları, henüz yenilenebilir enerji çözümlerinin bu büyük ihtiyacı karşılayamayacak oluşu, aslında insanlığı bir çözümsüzlük sarmalına itiyor. Bu sebeple yakın gelecekte tüm dünyada kaçınılmaz olarak elektrik kesintileri yaşanabileceğini ön görmek çok zor değil. O yüzden bu konuda en ama en büyük öncelik nereye verilmeli diye bana sorsanız, hiç tereddütsüz “temiz enerjiye geçiş” derim. Çünkü her şeyin sebebi de sonucu da enerji!
 
Turizm:
 
Aşırı sıcak havalar ve aşırı hava olayları, turizm sektörünü de olumsuz etkileyecek. Mesela, turistlerin daha serin bölgelere yönelmesine neden olacak. Sıcak hava destinasyonlarının popülaritesi düşerken daha serin hava destinasyonlarına talep artacak.  Mevsimlerde oluşan kaymalar, mevsimlere dayalı faaliyetleri örneğin, kayak turizmi gibi kış turizmi faaliyetlerini etkileyecek, yeni riskler yaratacak. Doğal afet tehlikesi artacağı için turistler bu tür bölgeleri ziyaret etmekten kaçınacak. Biyoçeşitlilik ve doğal yaşam alanlarındaki tahribat, ekoturizm ve vahşi yaşam
 
turizmi gibi tematik turizm çeşitlerini de zorlaştıracak. Aşırı sıcaklar, felaket bölgelerinde n biri olmak, turistlerin sağlık, temizlik, beslenme ve olağanüstü koşullara yakalanma çekincelerini yükseltecek. Özellikle yaşlılar ve kronik hastalıkları olan kişilerin seyahatlerini azaltmak zorunda kalacaklar.
 
Su kıtlığı, sıcaklık değişimleri, aşırılıklar, tatil bölgelerinin altyapısını, tesislerinin konumunu, mimari tercihlerini etkileyecek. Artan hijyen ve işletme giderlerini karşılamakta güçlük çekecekler. Klimalar, yalıtım gerekliliği, alt yapı ihtiyaçlarını karşılamanın enerji maliyetleri ve işletme masrafları yükseleceği için turizm yine eskiden olduğu gibi lüks faaliyetler arasına dönecek, metaverse’e kayacak. Tabii ki bu etkilerin tümü, turizm sektörünün ve ilintili sektörlerin (ulaşım, konaklama, bina, gıda, diğer malzemeler) stratejilerini, iş modellerini ve yatırım önceliklerini değiştirecek. Bu nedenle, sektörün iklim değişikliği ile başa çıkmak ve sürdürülebilirlik için çözümler bulmak konusunda hiç zaman kaybetmeden, şimdiden çalışması oldukça önemli olacak.   
 
Tahmin edebileceğiniz gibi bu konunun etkilemeyeceği bir alan e sektör yok. Konu çok geniş. Onun için ben burada sadece birkaç tanesinde değindim.
 
Aşırı sıcaklar ve küresel ısınma ile ortaya çıkacak bazı yaşamsal değişiklikler, ürün ve hizmetler:



- Şehir planlamacıları mevcut şehirlerdeki alt, üst ve teknolojik yapıları yeniden gözden geçirecekler. Belediyeler şehirlerde iyileştirme ve revizyonlar yapmak zorunda kalacaklar. Bazı bölgeler terk edilip yeni yerleşim yerleri kurulacak. Kent yaşamı sanayi devriminden sonraki en büyük değişimini geçirecek.
 
- Yer altında ve okyanusların derinliklerinde pilot niteliğinde fütüristik şehirler, yaşam merkezleri inşa edilecek. Yanı sıra Ay ve Mars simülasyonları ile de pek çok sorunu çözecek icatlar yapılacak.
 
- Binalar yenilenebilir enerji kaynaklarının tipine göre konumlanacak ve planlanacaklar. Tüm binaların ve ulaşım araçlarının yeşil enerji kullanımına geçişi sağlanacak.
 
- En çok Enerji sektörü etkilenip dönüşüm geçirecek ve petrolden sonraki en büyük atılım gerçekleştirilecek.
 
- Malzeme teknolojisi, yalıtım malzemeleri, akıllı materyaller, ısıya dayanıklılık, sürdürülebilirlik alanlarına odaklanmış buluşlarla çağ atlayacak.  Kendi kendine renk değiştiren, ışıyan-soğuyan, üşütmez, yakmaz tekstil ürünleri (hem insanlar hem araçlar hem de ortamlar için) keşfedilip kullanılacak.
 
- Deniz suyunun arıtılması ve o sudan yararlanma oranı inanılmaz artacak, artmak zorunda.
 
- Dikey çiftlikler, şehir çiftlikleri, topraksız tarım ve laboratuvar gıdalarının, etlerinin gelişiminde patlama yaşanacak. Daha çok kutlu, tablet, toz, konsantre şeklinde hazır gıdalarla besleneceğiz.
 
- Tüm bunlar genetik, nano teknoloji ve uzay teknolojilerindeki gelişmeler yüzünden mümkün olacak.
 
- İnsanlar hem yapay zekâ ve robotlar hem de iklim yüzünden, iş yeri denen mekanlara çok daha az gidecekler. Çoğu işleri online yapacaklar. Aynı şey okullar-eğitim için de geçerli. O yüzden evler ofis ve eğitim için de planlanacak. Boşalan plazalar, eski iş yerleri, dükkanlar, okullar farklı amaçlar için kullanılmaya başlanacak. Mesela lojman, ufak sağlık hizmetleri merkezcikleri, pansiyon, sosyalleşme, eğlence mekânı, şehir çiftliği, 3D baskı merkezleri, vb. gibi.
 
- Çocukları nasıl bir gelecek, hayat bekliyor demişsiniz. Eğer hiçbir şey değişmezse gençleri olacak dediklerimin bir bir gerçekleştiği tatsız bir gelecek bekliyor olacak. Ancak Tüm bu yazdıklarımı ve daha fazlasını dikkate alıp, çocuklarımızın bunlara göre eğitim, sorumluluk almasına yardımcı olursak da çözümler onlardan gelecek ve yeşil, güzel bir dünya oluşturacaklar.
 
Küresel ısınmanın hiç mi olumlu yanı yok derseniz; yanıtım, evet, var olabilir;
 
Benim gördüğüm tek fayda, insanoğlunun gözünün iyice korkması ve nihayet yenilenebilir enerji sorununu çözmesi ve BM’nin 17 maddelik sürdürülebilirlik ilkelerini ciddiyetle uygulaması olur. Yani, umarım insanlık olarak zor oyunu bozar ve daha iyi bir oyun kurmayı başarırız.

Bu söyleşi Hürriyet Gazetesi için yapılmıştı. Online'da yayınlanan versiyonubu okumak için bu linki tıklayın

Kupürden okumak için aşağıdaki görseli tıklayın. 👇🏻

******************

Ufuk Tarhan'ın “Yarının İşini Yarına Bırakma” kitabı için > https://yarininisiniyarinabirakma.com/

Ufuk Tarhan'ın “T-İnsan” kitabı için > https://www.t-insan.com
Bireysel Antrenörlük almak için > https://goo.gl/6RfGXa 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;  lütfen > burayı tıklayınız 
Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)
Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  LinkedInInstagram, FacebookYouTubeTwitter 'dan takip edebilirsiniz.