Şöyle düşünün! Sanal olan gerçek, güçlü ve erdemlidir
7136 görüntüleme
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya hesapları:

Şöyle düşünün! Sanal olan gerçek, güçlü ve erdemlidir



15 yıl önce dünyanın başına Facebook’la sosyal medyayı saran Mark Efendi, şimdi de Metaverse’ü stratejik önceliği olarak ilan etti.

Çatı firmasının adını “Meta” yaptı. Eskrimci avatarı ile hazırlamış videolarını yaydı ve insanlığın ayarları bir kez daha bozuldu.  
 
Yükselen Metaverse meselesi ile oluşan ve oluşması beklenen atmosfer; hali hazırda ve zaten “İyice insanlığımızı unuttuk, sanalda yaşar olduk. Eyvah! Gerçeklikle bağımız tamamen kopacak!” diye bunalan insanlara bayağı fazla ve ağır gelmeye başladı. İnsanoğlu hem sürekli içinde olmaktan yakındığı hem de içinden çıkamayıp bir saniye ayrı kalamadığı sanal dünyanın daha da ileri versiyonu olacak Metaverse’den; deyim yerinde ise epeyce “tırstı” daha olay başlamadan, Metaverse yayılmadan “yıldı”.  

Gerçek zamanlı bir diğer kimlik oluşturmak, kurgusal ikinci bir hayatta yaşamak ve orada da tutunmaya çalışmak “Z’ler hariç” insanlara (şimdilik) fazla geldi. Benim gibi olumlu düşünen bir azınlığın dışındaki daha da büyük bir kitle Metaverse’e gayet ters bakıyor, insanlığı bitirmek üzere kurgulandığı yönünde türlü türlü komplo teorileri üretiyor.    

Çünkü “virtual” kelimesinin ve bizim kullandığımız tercümesi olan “sanal”ın insanların zihnindeki algısı “sahici olmayan, suni, farazi olan veya olduğu sanılan, güvenilmez” bir durum ve hal. Ayrıca Türk Dil Kurumu’ndaki  tam karşılığı da “gerçekte yeri olmayan ancak zihinde tasarlanan” şeklinde ki bu da yaygın zannı yani sanalın gerçek olmadığı ön-kabulünü iyice pekiştiriyor. 

OYSA KELİMENİN YANİ “VIRTUAL”IN ETİMOLOJİK KÖKENİNE BAKTIĞIMIZDA BAKIN KARŞIMIZA NELER ÇIKIYOR?.. 

Erdem (virtus) Latince ‘’vir’’ kelimesinden geliyor, İngilizce karşılığı; ‘virtue’ oluyor.  “Vir” ise “bir güç, potansiyel” demek... Yani aslında “virtual” sözlükte de ifade edildiği şekli ile tam olarak “gerçek, asıl, gerçek kuvvetli olan” manasına geliyor… 

Bu durumda “virtual yani sanal” kelimesinin kökeni; “vir”; güçlü,  kudretli olmak ya da stoacıların*  dediği gibi  ‘’karakterin gücü’’ demek oluyor. Ve  “erdem”  yani “sanallık” bize aslında karakterin gücünü ifade ediyor… 

Lafın özü şu; “virtual, sanal”  diye yerden yere vurduğumuz şey aslında “erdemli olmak”  demekmiş... 

Buraya kadar erişmişken bilgelerden erdem ve sanallık tarifleri ile konumuzu toparlayalım;  

- Sokrates; Erdem bilgidir 

- Platon; Erdem iyiyi elde etme gücüdür 

- Guzman; Erdemden başka güzellik tanımıyorum 

- İbn-i Sina; Erdem  anlaşılmaz olsa bile  asla  gizlenemez,  aksine  belirtilerini  çevreye  yayar.  Layık olan herkes onu izlerinden tanır. 

- Seneca; Büyük adamsın ama nereden bileyim, yazgın sana erdemini hiç sergileme fırsatı tanımamışsa? 

- Jorge Angel Livraga; Sadece erdemli olan bireyler daha iyi, daha güzel ve  daha adil bir  topluma   ulaşabilirler 

 Hepsi şunda birleşmiş; Erdem, insanın ruhsal olgunluğu ve fazilettir.   

O ZAMAN ŞURAYA MI GELİYORUZ? HER ŞEYİN VİRTUAL OLMASINA ÇALIŞIYORUZ YA… DOĞRU YOLDAYIZ GALİBA, NE DERSİNİZ?..  



Bence doğru yoldayız. Çünkü kendimizi sanal dünyada olduğumuzdan başka, gerçek dışı bir kişiymiş gibi göstermemiz, yalan-yanlış bilgiler vermemiz giderek zorlaşıyor.  

Çünkü sanaldaki bilgilerimiz çoğaldıkça illaki birileri, bir yerlerden çelişkiyi, yalanı, dolanı yakalayıp, yüzümüze çarpıyor, ortalığa saçıveriyor. Bu da insanları ve kurumları giderek daha şeffaf, daha olduğu gibi görünmeye, daha doğru davranmaya zorluyor, davet ediyor.  

Hele bir de Blockchain yaygınlaşsın, esas o zaman görün siz! Gerçek dışı beyan, bilgi ile ilerlemek olanaksız hale gelecek. Yani sanal bizi giderek daha gerçek, daha sahici yapacak… 

 Diğer taraftan sürekli “Ah! Aslında benim içimde ne cevherler, ne aslanlar ne istekler yatıyor ama şu olanaksızlıktan, bu zorluklardan, öteki engellerden, vb. içimdeki gerçek beni, gerçek gücü  yansıtamıyorum, yaşayamıyorum!” diye yakınmıyor muyuz?  

 O zaman işte bize fırsat; Metaverse yani sanal everen.   

 Orada fiziksel dünyanın bize koyduğu tüm engellerden kurtulmuş olarak aslında olmak istediğimiz kişiyi, gerçek gücümüzü yaşayabiliriz.  

 Böyle bakınca metaverse, senallık aslında bizi şu anda zannettiğimizin aksine “asıl gerçek ve güçlü halimize, en yalın versiyonumuza” götürmüş olmayacak mı?  Bence olacak.  

 Bundan sonra “sanal” kelimesini her duyduğunuzda, her “sanal” dediğinizde; anlamını “gerçeklik ve güçlülükle” özdeşleştirin. Bakalım paradigmalarınızda çözülmeler başlayacak mı?  

 * Stoacılık; doğaya uygun yaşamayı felsefi olarak benimseyenler ve dünya vatandaşlığını, mutluluğun dış koşullara bağlı olmadığını  
 
Bu yazıyı Posta Gazetesi için yazdım , tamamını buradan okuyabilirsiniz.


******************

Ufuk Tarhan'ın “Yarının İşini Yarına Bırakma” kitabı için > https://yarininisiniyarinabirakma.com/

Ufuk Tarhan'ın “T-İnsan” kitabı için > https://www.t-insan.com
Bireysel Antrenörlük almak için > https://goo.gl/6RfGXa 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;  lütfen > burayı tıklayınız 
Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)
Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  LinkedInInstagram, FacebookYouTubeTwitter 'dan takip edebilirsiniz.


 

0 Yorum

Bir Cevap Yazın