Ufuk Tarhan: Geleceği iyi okuyabilenler dünyanın dönüşümünden etkilenmeyecek
8023 görüntüleme
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya hesapları:

Ufuk Tarhan: Geleceği iyi okuyabilenler dünyanın dönüşümünden etkilenmeyecek



Fütürist Ufuk Tarhan’la fütürizm kavramının detaylarını, geleceği etkilenmeden karşılamak için olmazsa olmazları ve pandeminin beraberinde getirdikleri ile geleceğe etkilerini konuştuk.

Bir yurt dışı seyahatinde tesadüfen “The Futurist” dergisini görmesiyle çevresine fütürist yani gelecekçi bakışla bakmaya başlayan Ufuk Tarhan, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Ekonometri Bölümü’nü bitirmiş ancak kendi alanında hiç çalışmadan tesadüf eseri bilişim dünyasının içine girmiş. “Bilgisayarların, yazıcıların satılmaya başlandığı yani bilgisayarlaşma denilen zamanın başladığı” dönem olarak nitelendirdiği o zamanlarda yazıcı ithalatçısı bir şirkette pazarlama müdürü olarak işe başlamış.

Sonra bilişim teknolojileri sektöründe üst düzey yönetici olarak ilerlemiş. Fütürizm kavramıyla tanışınca “teknolojinin her şeyin esas dönüştürücüsü ve belirleyicisi” olduğunu anlamış. 2003’te de fütürist iş stratejileri, iş tasarımları, iş avatarı sunan, gelecek planlama şirketi M-GEN’i kurmuş. Fütürist olma hikayesini bu şekilde paylaşan Ufuk Tarhan’la keyifli sohbetimizi sizinle paylaşıyoruz.


Fütürizm ne demek, ne işe yarıyor?
 

Aslında fütüristler de tarihçiler gibi. Tarih, geçmişte neler olduğunu anlatıyor, fütürizm ise neler olabileceğini tahmin edip doğru adımları atmaya yönlendiriyor. Fütüristler sosyoloji, psikoloji, ekonomi, teknoloji, ekoloji gibi pek çok disiplinden yararlanarak gelecek tahminleri, senaryoları yaratıyorlar. Gelecekle ilgili ne kadar çok senaryo yaratırsanız daha sağlıklı karar verme olasılığınız o kadar yükseliyor. Tahminleri yaparken de istatistik, Delphi analizleri, etki analizleri, araştırmalar, senaryo türetme çalışmaları gibi bilimsel metotlar kullanılıyor. Bu sayede hakikaten ayağı yere basan gelecek olasılıkları üretip bunların kullanılması için kişiler, kurumlar, hatta devletler için gelecek senaryosu çalışmaları yapılıyor. Özetle gelecekçiler, geleceği bilgi haline dönüştürmeye çalışıyorlar diyebiliriz.

Geleceğe dair tahminleriniz yürüttüğünüzü söylüyorsunuz. 2020’yle ilgili çalışmalarınızın arasında salgın gibi bir kriz öngörülüyor muydu?

Üçüncü kitabım “T-İnsan”a çok net olarak 2020 yılını da eklemiştim. Pandemiden sonra dönüp baktım hatta. “2020 yılında dünya öyle bir dönüşüm sürecine girecek ki…” diye neler olacağını sayıp dökmüşüm ama COVID-19 dememişim. Çünkü tarihi de çalışıyoruz, gelecek olasılıklarına bakıyoruz. Geçmişte de hep böyle olmuş. Dünya devrimsel dönüşümler öncesi şişiyor, köpükleniyor ve savaşlarla veya kaosla, bazen doğal afetlerle ya da salgınlarla yeni bir sürece geçiliyor. Yine öyle olma zamanının geldiği çok belirgindi. İnsanlığın sürdürmeye çalıştığı yaşam pratikleri dünyanın sürdürülemez olmasına sebep oluyordu. Nitekim iklim krizi başladı, küresel ısınmanın etkilerini çok somut olarak yaşamaya başladık. Dolayısıyla zaten dünyada bir şeyin patlamak üzere olduğu belliydi.

Salgın hayatımızda neleri değiştirdi ve önümüzdeki süreçte neleri değiştirecek?

İnternetten alışveriş yapmam diyenler… Bu kadar ilkel seviyedeki dijitalleşmeyi bile reddeden paradigmalara sahip insanlık bunu birkaç gün, birkaç hafta içinde aştı. Aslında fragman gibi bir periyotta olduğumuzu düşünüyorum. Daha bitmedi ve hatta başlamadı. 

Sadece kafalar değişti; teknoloji ile insanın ilişkisini ve böyle zorluklarda insani değerlerin ne kadar önem kazanacağını hatırladık. “T-İnsan”da, “2020’den sonra çok önemli dönüşüme gireceğiz.” demiştim. Gireceğimiz dönüşümden sonra, yani içindeyken, ön plana çıkacak konular için yıllardır seminerlerimde 10 maddelik bir liste yapıyordum. Esas dönüştürücüler; nano-teknoloji, genetik, transhümanizm ve uzay olacak diyordum. Şu anda transhümanizme de gidiyoruz, genetik gelişiyor, uzay çok hızlandı. Bütün sistemin baştan aşağı değişmesi gerekiyor, yeni bir oyun kuruluyor, kurucuları dijitalleşme ve blockchain. Bunun olabilmesi için yeşil devrimi geçirmemiz ve herkesin 5G’ye erişmesi gerekiyor. Kuantum bilgisayarlar hakeza çok önemli çünkü her şeyi veri haline getirdiğimizde yarattığımız ve yaratacağımız milyonlarca sorunu çözmek için cihazların online işlemleri çok daha hızlı proses edebilir hale gelmesi lazım. İnsanların da daha akıllı ve üretken olmaları gerekiyor.


"Klasik öğrenme metotlarımızla bu kadar hızlı ve değişken bilgi ve sorun kümesini halledebilecek durumda değiliz. Organik insan kabiliyetleri artık dünyanın sorunlarını sürdürülebilir şekilde çözemiyor. İnsanlığın başka bir forma doğru transfer olması gerekiyor."

O zaman halihazırdaki alışkanlıklarımızın geleceğin dünyası için yeterli olmadığını söyleyebilir miyiz?

Klasik öğrenme metotlarımızla bu kadar hızlı ve değişken bilgi ve sorun kümesini halledebilecek durumda değiliz. Organik insan kabiliyetleri artık dünyanın sorunlarını sürdürülebilir şekilde çözemiyor; aklımız yetmiyor. İnsanlığın başka bir forma doğru transfer olması gerekiyor. Bu arada uzay çalışmaları da çok hızlanmaya başladı. Daha geçen hafta Elon Musk’ın verdiği röportajda söylediği gibi, tek gezegenli insanlıktan çok gezegenli yeni bir uygarlığa doğru geçmeye hazırlanıyoruz. Dünyadaki koşulların, suyun, doğal kaynakların, havanın, daha temiz ve daha verimli kullanılabilmesi için de birçok keşif yapılıyor olacak. O bitecek, başka bir şey çıkacak. Böyle bir türbülans çağındayız. Onun için 2030’a kadar sürekli gelişme, araştırma, deneme, bilgi ve buluş çokluğu yaratacağız. Sonra bir karne çıkacak bize. Birleşmiş Milletler’in 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’ndan geçer not alacak mıyız? Mesela karbon karnelerimiz, aşı karnelerimiz olacak; bugünkü kimliklerimiz yetmeyecek artık.

Anlattıklarınızın içinde dijitalleşme, yapay zeka gibi kavramlar ziyadesiyle mevcut. Bu öngörülerde insan kaynağının olumsuz etkileneceğine dair çok fazla senaryo var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Hiç katılmıyorum. Zaten dünya bir dönemden öbür döneme geçtiğinde, iş ve yaşam koşulları, kullanılan araçlar, sistemler değiştiğinde kendini dönüştürebilenler üretme kısmının içinde kalabiliyor, öbürleri eleniyor. Evet, gelen ve belirgin şekilde baskın olacağı belli olan dijitalleşme, her şeyin algoritmik olması, Endüstri 5.0 yani tamamen otomasyon ve kişiye özel üretime kadar gidebilen bir seviye. Blockchain’le bu çok daha hızlanacak. Bilgisayar çıktığında, "Defter-kalemle muhasebe tutacağım." diyen nasıl şimdi çalışamıyorsa blockchain’in, kripto paraların, yapay zekanın, robotların olduğu dönemde kendini geliştirmemişse tabii ki işin dışında kalacak. Bu durumdan etkilenmeyecekler, geleceği iyi okuyabilenler olacak. T-İnsan’laşacak herkes ve milyonlarca yeni iş ve meslek türeyecek; hep böyle oluyor. Diyorlar ki bir taraftan robotlar çıkıyor, bir taraftan yapay zeka, onlar zaten bir sürü işi yapacak, bize hiç iş kalmayacak. Aksine bu dönüşüm süreçlerinde hemen yapay zeka ya da robotlar olmadığı için onlarla çalışabilen insan kaynağına ihtiyaç artacak. Yeter ki kişi bir beceriye sahip olsun yani elinden, kafasından bir iş gelsin ve o işi hakikaten geliştirerek sunabilsin.


Belki de fiziksel olarak daha az güç harcayıp zihinsel anlamda kendimizi daha fazla yoracağız…

Ben hep derim, “Alın terinin yerini akıl teri alacak.” diye. Ama ona daha vakit var. İkisi birlikte büyüyecek. Benim söylediğim hibritleşme yani eskiyle yeni paralel giderken zaten bir noktada otomatikman yeni sisteme geçmiş olacağız.

Bu süreçte kim daha şanslı? Bu dünyanın içine doğan Z kuşağı mı yoksa eskiyi de gördüğü halde yeniye adapte olabilen kuşaklar mı?

Niye bunu tespit etmeye çalışıyoruz? “Z kuşağı çok şanslı.” desem hayatımızda ne değişecek? Hiçbir şey. Gelecek ve zaman akışkan bir süreç. Bugün iyi olan, yarın hiç iyi olmayabilir; bugün şans gibi görünen, yarın öyle görünmeyebilir. Dolayısıyla bu tür kategorizasyonlar, bu tip net saptamalar yararlı da gerekli de değil. Akışkan olmak lazım. Ben mesela bir baby boomer’ım ama tamamen Z nesliyle bile çalışabilir, anlaşabilir durumdayım. Niye? Çünkü kendimi zamanın ruhuna adapte ediyorum. Teknolojiyse teknoloji, bilgiyse bilgi. Çalışkan olanlar şanslı diyeyim. Ama şans da öyle bir şey ki büyük ölçüde kendimizin yarattığı bir mesele. Tabii bir de dayanıklılık (resilience), esneklik, çeviklik müthiş önemli. Bu özelliklere sahipseniz şansı kendiniz yaratıyorsunuz.

Aygaz Dünyası okurlarına geleceğe güçlü bir şekilde hazır olmaları için neler önerirsiniz?

Bütün önerilerimi “T-İnsan” kitabında toparladım. 40. baskıyı da bitiriyoruz artık ve bu konularda bu kadar çok basılan kitap çok yok biliyorsunuz. "T-İnsan"ı mutlaka okusunlar, çok faydalanacaklar. Benim www.ufuktarhan.com web sitemde de daima yazılar, videolar oluyor. Ayrıca orada diğer iki kitabımın PDF versiyonları var. Bir tanesi “Düşlediğin Gelecek”, onu çocuklarıyla paylaşsınlar. Bir de “Kişisel Gelecek Planlama” egzersiz kitabı var, onu da uygulasınlar. Geleceğe hazırlanmak isteyenler için çok sağlam bir doküman ve bilgi kümesi oluşturmuş vaziyetteyim. Blog’umu, kitaplarımı takip ederlerse çok net bir şekilde ne yapacaklarını kendileri de hesaplayabilecekler. Yeni dünyanın formu aslında sürdürülebilir kapitalizm olacak. Çünkü kapitalizm bizi bu hale getirdi. Şimdi aynı kapitalizm, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle ehlileştirilecek. Bir Yeşil Mutabakat (Green Deal) var mesela. Bu mutabakatı benimsemeyenlerin uyum sağlayan ülkelerle iş yapmaları, ürün satmaları mümkün olmayacak. Onun için herkesin bir an önce Yeşil Mutabakat koşullarına uyum sağlamaya başlaması lazım.

Bu yazı Aygaz Dünyası için yazılmıştır. 

Orijinal yazıyı okumak için aşağıdaki kupürlere tıklayınız.

 
           

******************

Ufuk Tarhan'ın T-İnsan kitabı için > http://www.t-insan.com
Bireysel Antrenörlük almak için > https://goo.gl/6RfGXa 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;  lütfen > burayı tıklayınız 
Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)
Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  LinkedInInstagram, FacebookYouTubeTwitter 'dan takip edebilirsiniz.


 

0 Yorum

Bir Cevap Yazın