Fütürist Tarhan: ''Genetik ve Nanoteknoloji alanlarında seferberlik ilan edilecek!.."
8287 görüntüleme
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya hesapları:

Fütürist Tarhan: ''Genetik ve Nanoteknoloji alanlarında seferberlik ilan edilecek"



Son 100 yılda örneği olmayan günlerden geçerken,  Dünyanın en etkili 100 kadın fütüristi” arasındaki tek Türk gelecek tasarımcısı Ufuk Tarhan, araştırmalarından yola çıkarak koronovirüsün ardından dünyada meydana gelebilecekleri gelişmeleri Milliyet'e anlattı.

*Koronavirüsün küresel bir salgın halini almasıyla insanlık bilim kurgu filmlerini andıran bir yaşamla karşı karşıya kaldı. Son 100 yılda örneği olmayan günlerden geçiyoruz. Bir fütürist olarak nasıl yorumlarsınız? 
 
Kendimi, daha doğrusu tüm dünyayı bir laboratuvara ya da bir simülasyon programına alınmış gibi görüyorum…
 
Ya da bir oyun provası veya bir yangın, savaş, “Gelecek nasıl olacak?” tatbikatı yapıyormuşuz gibi geliyor.
 
Bu olanlara asla öylesine oluverdi, başımıza geldi diye bakamıyorum… Aklımda pek çok soru ile sürekli düşünüyor, araştırıyorum.
 
Mesela şunları düşünüyorum;
 
Tahminlere göre insan nüfusu;
 
- 2 milyon yılda, milattan önce (M.Ö. 6000’lerde) ancak 5 milyona,

- 5000 yıl önce (M.Ö. 3000’lerde) ise 20 milyona ulaşabilmiş.

- Orta Çağ’a (476) 300 milyon nüfus ile başlayan insan ırkı,

- 1000 yıl sonra, 1453’te ancak 100 milyon artarak 400 milyonla Yeni Çağ’a geçmiş.
 
Bu zaman diliminde ise hepimizin şimdilerde sıkça sözünü edip “Neymiş, nasıl olmuş? vb.” diye tekrar tekrar araştırdığımız veba salgını yaşanmış. 200 milyon kişi, yani o zamanki dünya nüfusunun yarısı ölmüş...
 
Farenin sırtındaki pireden, insanın midesindeki yarasaya…
 
İşte o büyük Bubonik (pire ısırması ile geçen hıyarcıklı veba,) Salgına neden olan veba bakterisi insanlara İpek Yolu’nda, Çin’le ticaret yapan gemilerdeki sıçanların sırtındaki pirelerle bulaşmış. Yani aslında genellikle bilindiği gibi veba farelerden değil, pirelerden bulaşmış. O hayvancıklar, bakteriyi insana geçirecek pireleri sadece taşımış…
 
Neticede ufacık bir bakteri, 14. Yüzyıl Avrupasında özellikle İngiltere'de ve sonrasında da tüm dünyada sosyal ve politik yaşamı baştan aşağı değiştirmiş. Avrupanın yarısını yok edip, feodal sistemi çökertmiş. Kısacası dünya tarihini dönüştürmüş… Ondan sora dünyanın bütün sosyal, politik, ekonomik, ekolojik, teknolojik yapısı değişmiş. O yıllarda yaşananlar bizi bugünlere getiren yepyeni yollar açıp, yeni sistemlere, icatlara neden olmuş…
 
Şimdiki salgın da yine Çin’den başladı... Bu sefer de yarasa çorbası yiyen bir Çinli’den başka birine, ondan da oradan-oraya seyahat edip duran diğer insanlara geçti… Yani bu sefer farelerin görevini, bizzat insanlar üstlendi. Bir insanın eline ya da nefesine yerleşen COVID-19 / Koronavirüsünü bizzat insanlar taşıdı birbirine. En azından şimdilik böyle bir hikâyeye inanıyoruz…




Öğrendiğimiz tek şey değiştiğimizi zannetmemiz mi acaba? 
 
Her şey toparlandığında tam bilançoyu göreceğiz ancak, yine en çok etkilenenler Avrupa ve bu sefer Amerika olacakmış gibi duruyor. Ve sonuçta tarih bu seferki büyük değişimin günah keçisini Koronavirüs olarak yazacak. Dünyayı dönüştürmesini beklediğimiz olayların tetikleyicisi, yani salgının başladığı yer ise yine Çin  olarak kayıtlara geçecek…
 
Bittiğinde, büyük ihtimalle COVID-19’dan ölenlerin dünya nüfusuna oranı öncekilere kıyasla çok düşük kalacak, ancak dönüştürücü etkisi yine çok büyük olacak.
 
Şöyle toparlayayım; adeta çok hızlı ve oldukça tehlikeli manevralar yapan bir trendeydik. Üstelik tren birçok insan, sorun ve canlı, cansız eşlikçi ile tıka basa doluydu. Ona rağmen her istasyonda yeni yolcu, eşya, sorun eklemeye devam ettik.
 
Ve… Tren içinde nefes almak epey zorlaşmışken birden bire, aniden, nasıl-neden olduğunu anlayamadığımız bir şekilde durdu.
 
Şimdi geniş, bilmediğimiz, üzerine sis çökmüş bir arazinin ortasında kaygı, merak ve kimimiz umutla kimimiz umutsuz, bekliyoruz. Sağdan soldan sesler duyuyoruz, birbirimizle, yakın vagonlardakilerle konuşmaya, anlamaya, anlaşmaya, yardımlaşmaya çalışıyoruz. “Hayırlısı ile hele bir geçsin de…” diye neler neler düşünüyor, hayal ediyoruz.
 
Nerde kalmıştık ve nereye gitmek istiyoruz?..
 
Buradaki araziyi “gelecek”, treni “dünya”, hayatı “yolculuk” içindekileri de “insanlık ve diğer canlı-cansız varlıklar” olarak düşünürsek yaşadığımız süreci daha iyi anlamlandırabiliriz.
 
Sonunda sis dağılmaya başlayacak, ürkek adımlarla o farklı, başka zannettiğimiz araziye inmeye başlayacağız. Gözlerimizi korkarak ovuşturacak,  netleştirecek ve bir de bakacağız ki yine aynı yerdeyiz. Her şey neredeyse bıraktığımız gibi duruyor. Aynı yollar, sokaklar, binalar, kalabalıklar…
 
Ama biz aynı değiliz… O trende kapalı kaldığımız günlerde bambaşka şeyler yaşadık, çok şey düşündük… İşe, hayata, eğitime, okula, eşyalara, birbirimize, ilişkilerimize, paraya, maddi-manevi varlıklarımıza, amaçlarımıza…
 
Kısacası trenden indiğimizde, hayat dediğimiz yolculuğa bakışımız; onları algılayışımız, duygularımız epey değişmiş olacak.
 

Sahiden yaşadık mı biz o olan şeyleri?”,“Neydi o yaşadıklarımız?

Uzun süre, her uyku öncesi “Sahiden yaşadık mı biz o olan şeyleri?”,“Neydi o yaşadıklarımız?” diye düşünerek dönüp duracağız… Bazı şeylerin ne kadar kıymetli ve önemli, çoğunun da ne kadar anlamsız ve boş olduğunu hissedeceğiz.
 
Ve sanki değişmemiş gibi gelmesine rağmen aslında, çok değişmiş, kafamızda pek çok kalıplaşmış inadı, inancı, bakışı, alışkanlığı kırmış olarak ilerleyeceğiz. Aynen devam ediyoruz ya da edebiliriz sananlarımız olsa da bu asla mümkün değil... Tıpkı geçmişte de mümkün olamadığı gibi…
 
Ve Koronavirüs zoruyla her birimiz yeni, daha iyi bir “yaşam amacına doğru” istesek de istemesek de yola koyulacağız. Bunlara göre yeni sistemler kurmaya başlayacağız.
 
Şimdi “Nerede, neden ve nasıl kalmıştık, nereye gitmek istiyoruz?”u düşünmemiz gereken önemli bir sürece girmekteyiz… Direnmek yerine anlamaya çalışmak, geleceğe uyumlanmaya gayret etmek gerekiyor.
 
Benim Koronavirüsle içine girdiğimiz döneme dair yorumum bu. Böyle okuyorum yaşananları.
 
*Kısa vadede öngördüğünüz değişimler nelerdir?
 
- İnsani değerlerin, duyarlılığın, birbirine-doğaya saygının yükselişi,

- Rekabetin yerini paylaşmanın, yardımlaşmanın alması,

- Çevre, beden, zihin, iletişim ve etkileşimde “hijyen” önlemlerinin, uygulamalarının artması,

- İş ve yaşam koşullarımızda, alışkanlıklarımızda çok köklü, derin değişimler,

- Geleneksel alanlardaki işlerin ve araçların yerini, yeni binlerce mikro işin ve iş yapış biçiminin, ürün ve hizmetin alması,

- Paranın dijital değişim birimlerine dönüşmesi,

- Her konuda ve alanda daha az tüketim ve üretim,

- Yaşamsal modellerde “Çoğu değil, daha iyiyi” arama gayretlerinin öne çıkması,

- İktidarların, güç odaklarının, devlet-yönetim sistemlerinin “sosyalleşerek” değişmesi.

- Glokalizasyonun yükselişi (Lokale dönerek Global ilişkiler içinde olmak),

- Teknoloji ve bilime daha fazla yakınlaşma, icatlara odaklanılması,
 
*Ülkelerin bilime ve teknolojiye yatırımlarında artış olur mu? 

Kesinlikle olacak, olmalı da zaten. Lütfen bu yazıyı okuyanlar şu https://www.worldometers.info/tr/ linke girsinler. Yanda da QR kodu var.
 
Bir önceki sorunuza verdiğim yanıttaki listeyi; bu, üstelik sürekli artan kalabalık ve karmaşaya rağmen gerçekleştirebilmek için bilim ve teknolojiden yardım almamız ŞART!..
 
Bilim ve teknoloji konularında, özellikle de genetik ve Nano teknoloji alanlarında tüm ülkeler seferberlik ilan edecek, etmeli…
 
%100 Dijital Transformasyon, 5G, Blokchain, Endüstri 5.0, Yenilenebilir Enerji ise özellikle altını çizmek istediğim öncelikli stratejik konular…
 
Bakın dünya ahalisi olarak hala bir kriz tatbikatının içindeyiz ve hiç de hazırlıklı olmadığımızı gördük. Bundan dersler çıkarmalıyız. İstesek de istemesek de çıkaracağız. Yoksa ………………………….….!  Eh bunu yani noktalı yerlerin nasıl tamamlanacağını artık biliyoruz, tekrarlamaya gerek yok… :)
 
*Farklı gezegende yaşama yönelik çalışmaların hız kazanması beklenebilir mi? Eğer öyleyse en iyi ihtimalle ne zaman gerçekleşebilir?
 
Hiç şüphe yok. Hem de hızlanarak artacak. Çünkü o çalışmalar sırasında aslında dünya ve üzerindeki canlılarda dair önemli keşifler yapılıyor.
 
2050’lerde farklı gezegenlerde ya da uzay istasyonlarında yaşamını sürdüren insanlar ve insansılar, canlımsılar olabileceğini, kısa uzay seyahatlerinin yapılmaya, uzay turizmine ufak ufak başlanabileceğini düşünüyorum. Ve bu alanlardaki keşiflerin hızlanarak artmasını umuyorum.
 
*Bu virüs tartışmaları da beraberinde getirdi. Sizce bir komplo, nüfus azaltma çalışmaları veya yeni bir genetik yaratabilmek için bu virüs kullanılmış olabilir mi?

Olabilir. Neden olmasın? İnsanlık henüz bu tür sorulara yanıt verebilecek düzeyde değil. Beki de hiç olmayacak…
 
Henüz evrene dair neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Sadece düşünce egzersizi yapabiliyoruz…
 
Son sözüm: Her şeye rağmen #GelecekGüzelGelecek // Lütfen www.t-insan.com ve www.ufuktarhan.com dan yararlanın…  




Bu yazı Milliyet Gazetesi için yazılmıştır. Röportajın Milliyet Gazetesi'ndeki versiyonu için buraya tıklayınız.

******************

Ufuk Tarhan'ın T-İnsan kitabı için > http://www.t-insan.com
Bireysel Antrenörlük almak için > https://goo.gl/6RfGXa 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;  lütfen > burayı tıklayınız 
Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)
Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  LinkedInInstagram, FacebookYouTubeTwitter 'dan takip edebilirsiniz.


 

0 Yorum

Bir Cevap Yazın