Washington’daki Dünya Gelecek Konferansı Notlarım - World Future Society 2016 Notes
9461 görüntüleme
Bu içeriği paylaşabilirsiniz >
Facebook
Twitter
Linkedin
Google+
Pinterest

Washington’daki Dünya Gelecek Konferansı Notlarım - World Future Society 2016 Notes... Fütürist Ufuk Tarhan

World Future Society’nin (WFS) 22-24 Temmuz arsında gerçekleşen yıllık konferansına bu yıl da katıldım. 60’lardan beri düzenleniyor. 50. Yılını kutluyor. Tüm dünyadan fütüristlerin/gelecekçilerin buluştuğu, yılda bir kez yapılan önemli bir etkinlik.
 
Türkiye Fütüristler Derneği’nden  (2015’de biz de onuncu yılımızı kutladık. Onlardan 40 sene sonra yola çıktık, ama hızlı ilerledik) dört kişilik bir ekip olarak gittik; yeni dernek başkanımız Eray Yüksek, benden sonra başkanlığı devralan Murat Şahin, Genç Fütüristler’in Başkanı Ongun Duman ile yoğun gelecek konsantrasyonu içinde dolu dolu geçen üç gün boyunca “Neler gördüm, duydum, algıladım ve anladım?” Kısaca özetlemek, izlenimlerimi paylaşmak isterim.
 
Ben, bir de ayrıca Türkiye Bölgesi (Node) Başkanı olduğum Millennium Project toplantılarına katıldım. Onu da sonra, başka bir yazıda anlatacağım.
 
Washington DC
 


Yolculuk son derece maceralı başladı. Çünkü 15-16 Temmuz Kalkışması ertesi olduğu için iptal edilen ABD uçuşları nedeniyle, bir iki gün erken gidelim diye önceden organize ettiğimiz biletlerimiz defalarca değişti vb. Neyse ki bu aksaklık çok kısa sürdü ve ABD’nin Başkenti Washington DC’ye (DC=District of Columbia) erişebildik.
 
Güzel şehir. Buram buram ABD tarihi, sömürgeci yapısı, kapitalizmin kalesi kokuyor. Bürokrasi, elçilikler, her cins müze, anıtlar, çook geniş ve güzel parkları, bizim Antalya, İzmir, Adana ile yarışır derecede sıcak bir havası var. Bu yıl mevsim normallerinin de üstünde imiş. Sık sık televizyonlardan gerekmiyorsa sokağa çıkmayın anonsları vardı. Dolayısı ile tüm iç mekânlarda klimatize ve donduran ısı ayarsızlığından bıkıyorsunuz… Bu yüzden sokaklarda ve odalarda trafik gürültüsünden çok, havalandırma cihazlarının yaydığı, 7/24 rahatsız edici bir uğultu var. Şehir bol yeşillik, nehir kıyısında doğal park (orman), kürek çeken insanlarla dolu. Hoş ortamlar sizin anlayacağınız…



Hayat telaşsız. Öyle büyük şehir karmaşası, fakiri-fukarası-evsizi vb. yok. Hele hele dünyayı parmağında oynatanların kümelendiği bir yer havası hiç yok. Sanırsınız burada dünyanın iyiliğinden başka bir şey için çalışılmıyor. Tarih boyunca da çalışılmamış. Herkes melek… Sivil toplum kuruluşları ile dolu, huzurlu, temiz, halkı refah içinde, işinde gücünde bir şehir. Sanki dünyayı, özellikle ülkemizi ve içinde bulunduğumuz coğrafyayı müthiş huzursuz, güvensiz, güvenliksiz kılan kararlar, artık adını duyduğumuzda dahi kanımızı beynimize sıçratan “Pennsylvania” Caddesi üzerindeki o, gayet mütevazı Beyaz Saray’da alınmıyor! Böyle bakınca da ikiyüzlü bir şehir diyesi geliyor insanın… Ve diyor da zaten… Hele Türk olunca… Hele Türk olduğunuzu duyan şoförlere kadar herkesin ülkenizdeki darbe girişimini bildiğini, hatta tutuklu sayılarını dahi saydıklarını fark edince ve size acıyarak baktıklarını hissedince iyice sinir oluyorsunuz…
 
Amerikalılar 2017 Ocak’taki seçim nedeniyle başkanlık seçimlerine Hillary ve Trump çekişmesine odaklanmış vaziyette idi. Tüm turistik yerlerde onların, Obama/Michelle ve kızlarının resimlerinin olduğu t-shirtler, bayraklar satılıyor. Bir de ben tam oradayken demokratların büyük Philadelphia Konvansiyonu vardı. Michelle Obama’nın yaptığı çok ses getiren konuşmasını canlı yayından izledim, dinledim. Pek duygusal, şekerdi ancak ABD’ye olan kızgınlığımı gidermedi…
 
Uber işi bitirmiş…
 
Kaldığım süre boyunca şehir içi ulaşım için Uber’den başka bir şey kullanmadım. Pardon birkaç kez de birebir Uber’i taklit eden, rakibi olmaya hazırlanan Lyft le gittim sağa sola. Bunların bizdeki versiyonu BiTaksi. Tek kelime ile şahane… Birkaç yıla kalmaz, ilgili kanunlar vb. düzenlenir, taksi olayı bunlarla biter. Gerçi ABD’de de hala taksi var ama insanlar çok hızla ulaşımın bu yeni nimetinden yararlanmayı (hem müşteri hem de şoför olarak) öğrendikçe norm haline gelmemesi imkânsız artık. Her seviyedeki insana ciddi ek gelir kapısı olmuş. Bir keresinde şoförüm uzun yıllar Philips şirketinde yöneticilik yapmış Filipinli bir emekli yüksek elektrik mühendisi idi. Hafta içinde Uber’den şehrin lüks golf kulüplerine girecek kadar para kazanıp, hafta sonu da golf oynuyormuş.

Yeni ekonomik, çalışma modelleri hiç kuşku yok ki böyle şeyler yapmaktan geçecek.  Bu yazımda nedenlerini ve trendleri anlatmıştım. Göz atabilirsiniz.
 
Elçilikte Türk Mutfağı
 


Ve geziye dair son magazin bilgi; Azerbeycan Elçiliği’ne yaptığım ziyaret idi. Millennium Project’in ülke başkanı Prof. Reyhan Hüseynova’nın (2015 Gelecek Günü Keynote Sepaker’larından) organize ettiği ve tüm elçilik mensuplarının gayet güzel (tabii kendi lehçelerinde) Türkçe konuştuğu ve Türk olduğumu anladıklarında gözlerinin güldüğü resepsiyonda beni bir sürpriz bekliyordu!  İkramların tamamı bizim mutfaktan çıkmıştıJ Mercimekli köftesini, sigara böreğini, çoban salatasını görünce üstlerine nasıl atladığımı tahmin edebilirsiniz. Eh neticede kökler aynı…
 
World Future 2016’dan Esintiler…




World Future 2016 Washington DC’de gerçekleşti. Bu yılki teması “A Brighter Future is Possible / Daha Parlak bir Gelecek Mümkün” idi. Yukarıda belirttiğim gibi 50. Yılı kutlandı. Ve yarım asırlık dernek büyük bir kabuk değişimine gitti. Gençleşti, daha atak, daha yaygın hale gelmek için önemli adımlar attı. Sanıyorum Türkiye’de de WFS çerçevesinde önemli gelişmeler olacak. O tarafı Murat takip ediyor. Gelişmeleri zaten paylaşırız, netleştikçe.


Bu arada bizim Genç Fütüristler ve Elçiler modeli henüz ABD deki WFS dâhil, hiçbir ülkede yok. Bununla çok ilgililer. O yüzden Ongun’la gitmemiz, neler yaptığımızı anlatmamız çok önemli idi. Müthiş de yararlı oldu.  Sırf bu konuya tahsis edilmiş özel bir oturum da yapıldı ve Murat ile Ongun çok güzel bir sunum yaptılar.


Dolu dolu 3 gün geçirdik. Yeni ve ikinci kadın başkan Julie Friedman Steele ile tanıştık. Intel’in Amerika’nın yeni nesil “maker/yapan’ larından biri” dediği cin gibi, hiperaktif, cesur, sosyal girişimci gelecekçi bir kafa. Eğlence, bilim, finans sektörlerinde sağlam kariyer yapmış. 3D Printer uygulamaları üzerine buluşçu ve bu alanda uzmanlaşmış bir şirketi var. WFS’yi çok daha yüksek bir yerlere taşımayı kafasına koymuş. İlke edindiği ve sürekli tekrar ettiği şey; “Dünyanın artık Innovative, Visionary Doer’lara ihtiyacının olduğu” ki çok hak veriyorum, katılıyorum. Gerçekten de bundan sonrası için ”inovatif, vizyoner ama aynı zamanda yapanlara” ihtiyacımız var. Fikirleri sonuçlara dönüştürenler gerekiyor…  


Buradan açılış konuşmasını izleyebilirsiniz.
 

Dikkat çeken konuşmacılar ve neden dikkatimi çektiklerine dair notlarım:


Konuşmacılar ve konuları da çok ilginçti, müthiş kafa açtı! Bunlara şuradaki linkten göz atın, app’i indirin lütfen. Ben aşağıda kısa kısa etkilendiklerime değineceğim;
 



- Moon Express’in kurucusu Bob Richards çok iyiydi. Kendisi dünyanın ayda maden, yerleşme imkanlarının araştırmasını yapacak ilk özel şirketin kurucusu. Yani devlet dışında bu işi yapacak ilk özel ticari şirket. Türkiye’de konuşmacı olması için davet etmek üzere yanına gittik. Bize verdiği cevap “Ah! Çok isterdim ancak 2017’de Ay yolculuğumuz var. O yüzden öncesinde hiçbir yere gitmeme kararı aldım!”. Olay buralarda. Başka bir bilgi eklememe sanırım gerek yok. Sitesine girip, 2017 de Ay’a inmesi beklenen Moon Express aracını vb. inceleyin lütfen. 2017’de de aydan naklen yayınlarını hep beraber seyrederiz artık:) 

 

 - The Kitchen’ın (Mutfak) kurucusu, meşhur Elon Musk’ın kardeşi Kimbal Musk şaşırtıcı idi. Hem yakışıklılığı hem de kardeşinin tam tersine bir alana odaklanmış olması ilginç ve iyi geldi. Kimbal, geleneksel, organik tarıma, yöresel lezzetlere ve yemekler aracılığı ile klasik, sofra başı muhabbetlerine, insan insana sosyalleşmeyi yeniden canlandırma gayretlerine takmış vaziyette.

Okullarda çocuklara tarım dersleri, yemek pişirme atölyeleri vb. yapıyorlarmış. İnsanların en önemli sosyalleşme ortamının güzel sofralar, mutfaklardan çıkan lezzetler olduğuna inanıyor. The Kitchen’ı da bunun için kurmuşlar ve ölmekte olan bu alanı canlandırmaya çalışıyorlar.

Kuşkusuz tüm restoranlarında eco-friendly (ekoloji dostu) güneş enerji sistemleri, yeniden dönüşümlü su vb. kullanımı var. Yani hem teknoloji hem verimliliği arttıracak geleneksel, organik tarım üzerinde çalışıyorlar. Şimdiden pek çok ödül almışlar. Bu önemli bir trend bu arada. Ülkemizde şimdilik sadece Cem Seymen, Metro Grup eğiliyor ancak yayılması gerekiyor…

 

- Sekou Andrews (Poetic Voice). Bu adamı tek geçiyorum. Anlatmak kesinlikle mümkün değil. Tam bir deha! İlham, coşku bombası. Gelecekte olacakları, tüm teknolojik trendleri şiirsel, zaman zaman rap’e uyarlayarak ve hiç susmadan, unutmadan, müthiş akıcı, esprili bir şov ile anlattı. Olağan üstü idi. Keşke ülkemize de gelse diye içimizden geçirdik ama İngilizce anlayanların dışında çok anlamsız olur. Onun yerine bizim sanatçılarımızın geleceğe, teknlojilere bu derece hakim olup, kendi otantik versiyonlarını yapmasını diledik…
 

- Wayne Pacelle (President & Ceo, The Human Society of the United States). Müthiş bir hayvanları koruma programı. Ekolojik çeşitlilik adına aslında tüm canlılara, insanlığın sürdürülebilir bir doğada yaşamasına adanmış devlet destekli örgütün başındaki kişi.  Toplumu bilinçlendirmek, hayvan çeşitliliğini koruma üzere yaptıkları şapka uçurtan cinsten projeler. Çok etkilendim ve hüzünlendim. Neden diye sormayın. Oralara boş verelim. Esinlenip, biz de bu konulara odaklanalım… Teknoloji bir yere kadar, doğayı korumazsak her şey boş. Bu tip sunumlarda ve verilen bilgilerde bunu çok net görüyorsunuz. Darısı başımıza...
 

Vee gelelim esas konuya, geleceğe… Neler neler olacak?..




- Artık trend ve hemen her iki laftan biri “Innovational Doers, Visionary Doers / İnovasyoncu Yapıcılar, Vizyoner Gerçekleştiriciler” olmak üzerine. Yani laf salatası değil, iş görelim, örnek, sonuç, proje, prototip görelim kafası hakim. “Bir fikrim geldi, fikrim var!” vb. artık pek o kadar makbul değil. Ben şöyle bir şey yaptım ve şöyle geliştireceğim diyenlere itibar edilen çağa girmişiz. Çok açık belli…
 

- Yukarıda yazdığımın en önemli nedenlerinden biri “3D baskı ve görüntüleme” teknolojilerindeki gelişmeler. Fikirleri somuta dönüştürmek, prototip yapıp denemek artık norm olmak üzere.  

- 4D baskının yaygınlaşmasına da merhaba diyeceğiz birkaç yıl içinde. 4D baskı da nedir derseniz; Üretilmiş bir modelin su, ışık gibi belirli uyarıcılarla klasik 3D’den farklı olarak bir şekilden başka bir şekle kendiliğinden geçiş yapabilme yeteneğine sahip olmasıdır diye yanıt alırsınız. 4D baskı teknolojisinde akıllı malzemeler insan veya robot gibi harici bir etken olmaksızın kendi kendini inşa edebiliyor ve programlayabiliyor.

 
- 3D/4D ile basılmış organlar ve her şey hayatımızın ayrılmaz parçası, pek çok şeyin dönüştürücüsü olacak. Organları marketten değil ama kliniklerden alabileceğiz, aylarca/yıllarca organ bekleme devri bitecek.
 
- Videonun çılgın yükselişi; text formundaki, durağan görselli iletişimin yerini hızla alacak. 5G ile holograma geçilecek.
 
- Pazarlama, iletişim, eğlence, eğitim, sağlık, inşat vb. alanlarında Virtual Reality / Sanal Gerçeklik salgını yaşanacak.
 
- VR gibi hologram da çok hızlı yükselişe geçecek alanlardan…

- Augmented Reality, Arttırılmış gerçeklik özellikle perakende, satış , pazarlama alanlarında olmazsa olmazlar arasına girecek.
 
- Hatta “Augmented Humanity (Arttırılmış İnsanlık), Human 2.0, 3.0 (İnsan 2.0, 3.0) konuşuluyor, ve bunun 2025’lere kadar mümkün olması bekleniyor desem?.. Beyin güçlendirici ilaçlar üzerinde çalışıldığını bildiğimiz, her geçen gün genetik tedavi ve yeniden programlama haberleri duyduğumuz, çeşitli vücut arazları için süper akıllı-robot protezlerin takıldığını gördüğümüz zamanlarda buna niye inanmayalım ki… Bal gibi de olur diyor insan…
 
- Drone’ların yaygınlaşması, regülasyonların netleşmesi ile roket hızıyla fırlayacak. Sağlık, eğitim, eğlence, iletişim, güvenlik, terör vb. her ama her alanda yaygın drone kullanılacak.
 
- Ve tabii ki Drone Savar silahlar, teknolojiler gelişecek. Geliştmeye başladı bile. Buradaki videoya bir göz atın isterseniz. Dünya Drone savaşlarına da şahit olacak.
 
- 2025’lere kadar, devasa, hiper güçlü ülkelerle başa çıkamayacaklarını anlayan küçük ve fakir ülkelerin güçlerini birleştirmek için bütünleşeceği uzgörülüyor. Tıpkı şirket birleşmeleri gibi, bu şekilde 20-25 birleşmiş yeni millet göreceğimiz ifade ediliyor ve buna da “National Sovergenity-Ulusal Egemenlik” trendi deniyor.
 
- Gelecek 10-15 sene içinde şu anda ortalıkta olmayan milyar dolarlar seviyesinde yepyeni şirketler, en güçlü şirket listelerinin %50’sini oluşturacak ki bu da çok mümkün görünüyor. Çünkü 2008’de ortalıkta olmayan Uber şu anda 28 Milyar Dolar değer biçilir halde. AirBnB, Snapchat vb.diğer örnekler de cabası. Yalnız bundan sonraki alanlar artık 3D/4D baskı, genetik ve bugün hayalini dahi kuramadığımız web tabanlı yepyeni uygulamalar arasından çıkacak.  
 
- Fiziksel paranın yerini dijital paranın alacağına ise artık kesin gözü ile bakılıyor. Fiziksel paranın, kredi kartlarının vb. uzatmaları oynadığı konuşuluyor. Borsa, bono piyasalarının da “crowd funding” platformlara dönüşeceği konuşuluyor.
 
- Beyne bilgi yükleme işini de 2030’lara kadar hallederiz iddiası yaygın.
 
- Mixed Reality / Karma Gerçeklik yaşayacakmışız. Sanal ve fiziksel dünya arasındaki duvarlar yıkılacakmış. Her geçen gün bizi, çevremizi, şeyleri, birbirlerini daha da fazla tanıyan diğer şeyler ve robotlar, robot ajanlar; biz daha şunu isterim demeden ne isteyeceğimizi bilip, bize onu sağlayacakmış. 100 Milyondan fazla nesne birbirine internet üzerinden bağlı olacağı için artık “internet of life” dönemine geçecekmişiz.  Örneğin mahkeme salonundaki deliller sokak kameralarından değil, değil, vücudumuzdan, giysilerimizden alınan kamera görüntülerinden falan oluşacakmış…
 
- İnsansız araçların ve kendi kendini yöneten cihazların cirit attığı bir dünyada yaşayacağımız günlere az kalmış görünüyor.
 
- Yenilenebilir Enerjideki gelişmeler çok hızlanacak. Temiz enerjiye yatırım yapanların kazanacağı avantaj, konvansiyonel enerji kaynaklarında kalmış olan ülkeleri, firmaları maliyetler ve regülasyonlar açısından çok zorlayacak.
 
Göç ve terör dünyanın yeni, büyük derdi olarak algılanıyor, görünüyor. Henüz çözüm önerisi geliştirilebilmiş değil. Ve bu herkesi çok ama çok endişelendiriyor.
 
- Politikacısını seven ülke temsilcisi görmedim. Politik karmaşa yaşamayan ülke temsilcisi de pek yoktu. Çoğunluk politikacıları, siyasileri günah keçisi yapmış gibi görünse de …

- Yeni bir “hümanizm/insancıllık” dalgasının yükselmekte olduğunu algılıyorsunuz. Güçlü ülkelerde oldukları için kendilerine bir şey olmayacağını sanan insanları terör, ekolojik sorunlar vb. epey sarsmışa ve korkutmuşa benziyor.
 
- Daha akılcı ve insancıl yaşamanın yolları aranıyor.  Çünkü bu şekilde sömürgen, savaşgan gidişatın dünyanın sonunu getireceğini herkes artık çok açıkça görüyor… 

- Dünyanın en kıt kaynağının "trust / güven" olduğu bangır bangır her sunumda ilk slide olarak yerini alıyor...

WFS 2015 izlenimlerimi de buradan okuyabilirsiniz

1 Mart Gelecek Günü, 2017 notları için buraya tıklayın 

 
******************

Daha iyi bir gelecek için hizmetlerimiz hakkında bilgilenmek, 
Seminer-Workshop-Moderasyon-İçerik-Etkinlik Kurgusu vb. talepleri için görüşmek, 
Özel-özgün çalışmalarla işinize, hayatınıza dair iyileştirmeler yapmak üzere
 Antrenörlük almak 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;

Başvuru ve sorularınız için lütfen > burayı tıklayınız

Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)

Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

0 Yorum

Bir Cevap Yazın